TÜRKİYE’NİN AR-GE POTANSİYELİNİ DESTEKLEYEN GİRİŞİM: MANİSA TEKNOKENT

👤PROF. DR. HÜSEYİN AKTAŞ, GENEL MÜDÜRÜ DOÇ. DR. M. ALİ ÇİPİLOĞLU, YÖNETİM KURULU BAŞKAN VEKİLİ PROF. DR. MUSTAFA MIYNAT, YÖNETİM KURULU ÜYESİ Hazırlayan Seval AKBULAK - Manisa

Sloganınız olan “Üründe ve Üretimde Dijitalleşme” firmalar ne anlamalıdır? Manisa Teknokent, Ege Bölgesi’nin dijital fabrika karşılığı mıdır?
Teknoloji geliştirme bölgeleri, ulusal yenilik sistemimizin iki unsurundan biri. Bu unsurlardan biri, işletmelerin bünyesindeki Ar-Ge merkezleri, 🔍diğeri ise üniversite eksenli teknoloji geliştirme bölgeleri. Buradaki temel amaç, akademik dünyada biriken bilginin, mal ve hizmete dönüşmesini sağlayacak bir ara yüz oluşturmak. Hikayesi 2012 yılında başlayan Manisa Teknoloji Geliştirme Bölgesi, 2017 Mart ayında resmi olarak hizmete açıldı. Manisa Teknokent’in vizyon ve misyonunu üründe ve üretimde dijitalleşme olarak belirledik. Önümüzdeki 15 yıllık dönemi yeni sanayi devriminin geçiş aşaması olarak görüyoruz, dolayısıyla bu süre ülke ve Manisa açısından önemli bir hazırlık dönemi aynı zamanda. Bu hazırlık düzeyini sağlayamazsak, dünyadaki rekabetin dinamiklerine firmalarımızın dayanmayacağını düşünüyoruz.
Şu andaki konvansiyonel üretim çağında, bilgi teknolojisi çok fazla yer işgal etmiyordu ancak bundan sonraki zamanda her şeyin içine daha fazla bilgi yüklemek zorundayız. Ürünler ve üretim sistemleri akıllı olmak zorunda. Ülkenin Endüstri 4.0 konusundaki stratejilerini anladık ve pek çok teknokentten daha önce Endüstri 4.0 odaklı bir teknokent olalım perspektifini koyup konfigürasyonlarımızı ona göre oluşturduk. Buradaki firma kompozisyonlarını da o doğrultuda oluşturduk. Uygulayacağımız projelerle, ilimizde Endüstri 4.0 konusunda bir farkındalık yaratarak, Endüstri 4.0 esaslarına göre çalışan üretim sistemleri oluşturmak gibi bir hedefimiz var. Bu konuda da iddialıyız.

Teknokentteki firmalarımızın bir kısmı, Endüstri 4.0 esaslarına göre çalışan bir sistemin kimi bileşenlerini zaten hayata geçiriyorlar. Burada önemli olan, parçaları birleştirerek bir sistem haline getirebilmek. Vizyonumuz, bu teknolojiyi 5 yıl içinde hayata geçirmek. Üniversite ve Manisa Teknoloji Geliştirme Bölgesi olarak böyle bir kapasitemiz olduğuna inanıyoruz.
“Akıllı Ürün ve Üretim Sistemleri Tasarım ve Araştırma Merkezi” adıyla Türkiye’de örneği olmayan bir merkezden bahsediyoruz. Bu merkez kullanıcılarına ne gibi avantajlar sağlıyor?
6.5 milyon lira bütçesi olan bir merkez kuruyoruz. Bu merkezde, tasarımdan üretime kadar tüm üretim geliştirme süreçleri gerçekleştirilebiliyor. Günümüz bilgi çağı ve ürettiğiminiz ürüne ne kadar bilgi katarsanız o kadar katma değerli ürün üretmiş oluyorsunuz. Merkez üç bileşenden oluşuyor. Tasarımdan başlayarak mühendislik simülasyonuna kadar kavramsal bir tasarım yapıyor, yazılımlarla da bunu optimize ediyoruz. İkinci bölümde ise tasarladığımız ve optimize ettiğimiz halin prototiplerini üretiyoruz. Sanal gerçeklik bölümü olan üçün bölümde ise tasarım ve optimizasyondan çıkan ürünlerin efektif olup olmayacağını test ediyoruz. Firmalarımıza, burada kuracağımız sanal gerçeklik içinde ürünlerinin prototiplerini kurarak tanıtım imkanı sunmuş olacağız. Üçüncü aşamanın bir diğer başlığını da, ürün haline gelen prototipin üretim aşaması oluşturuyor. Burada ise akıllı sanayi uygulamaları devreye giriyor. Model bir Endüstri 4.0  üretim hattımız var. Burada Endüstri 4.0 farkındalığını oluşturmaya, zamanla Endüstri 4.0’a hazırlıklı bir işgücü yetiştirmeye çalışıyoruz. Bu modülün içinde çeşitli yazılımlarımız var ve bir sanal fabrika kurabiliyoruz. Türkiye’deki firmaların Endüstri 4.0’a geçmesinde en büyük engel finansal durum. Daha gelişkin ürünler tasarlayarak mali sorunu aşabiliriz ancak burada da devlete de önemli görevler düşüyor. Ar-Ge teşviklerinin yanı sıra Endüstri 4.0 teşviklerinin de genişletilmesi gerekiyor. Türkiye’deki firmaların karlılık ve verimlilik problemini Endüstri 4.0 ile aşması gerekiyor. Teknokent bünyesinde başka çalışmalarımız da var. TÜBİTAK destekli yürüyen bir ‘organik ranking çevrimi’ projemiz var. Bu proje ile atık ısıyı alıp, elektrik enerji enerjisine dönüştürüyoruz. Bununla ilgili olarak TÜBİTAK başvurumuzu yaptık ve önemli bir ilerleme kaydettik. Bu sistemi ülkemiz şu anda ithal ediyor ancak biz bu üretimi millileştirmek istiyoruz. Bir diğer çalışmamız da ‘elektro statik ilaçlama’ ile ilgili. Burada, kalıntı riskini dokuz kat aşağı çekmeyi ve ilaç tüketimini de yarı yarıya azaltmayı planlıyoruz. Şu anda, firmalarımız ile bu proje üzerinde çalışırken, akıllı bir zirai ilaçlama sistemi geliştirmeye çalışıyoruz.🔍

Bu sistemin çiftçiye entegrasyonu nasıl olacak?
Öncelikle çiftçiye yönelik eğitim programlarımız olacak. Manisa’daki sanayinin genel yapısını biliyoruz ve bir yıl içinde hayata geçecek 10-15 ürünümüz var. Bunlar ortaya çıktıktan sonra farkımız da görünür hale gelecek. Üniversite olarak önceliğimizi bu alanda yoğunlaştırdık. 
Endüstri 4.0 çerçevesindeki diğer projeleriniz nelerdir?
Endüstri 4.0 ile ilgili olarak IoT, siber güvenlik ve veri toplama ilgili çalışmalarımız var. Yine Endüstri 4.0 içinde önemli bir ayak olan, erken arıza teşhisleri ile ilgili ‘kestirmeci bakım’ dediğimiz projeler bulunuyor. Atıktan enerji üretimiyle ilgili çalışmalarımız ise yoğunlaştığımız bir başka alan. Arıtma çamurlarını bertaraf etmek için konvansiyonel yöntemlerden artık uzaklaşılıyor ve bu atıkları yerinde bertaraf ederek enerji üretmek gerekiyor. Şu an teknokent içindeki bir firmamızla birlikte arıtma çamuru yakma ve enerji üretme ilgili çalışmamızda önemli bir mesafe aldık. Şu anda, bu konuyla ilgili yerli bir üretim sisteminin tasarımı üzerinde çalışıyoruz.

Manisa sanayi açısından nasıl bir yapıya sahip?
Manisa sanayisinde, fason ağırlıklı bir yapı söz konusu. Firmalar artık yüzde 3-5 karlarla bir yere varılamayacağını gördüler ve katma değerli ürün üretimine yöneldiler. Biz de üniversitenin teorik bilgi birikimini, onların tecrübeleri ile birleştirmeyi planlıyoruz. Soğutma-ısıtma sektörü ile beyaz eşya sektörüne yönelik başarılı ürün uygulamalarımız olacak. Firmalarımız da teknolojik gelişmelerin farkında olduğundan, üniversite bünyesinde çalışma gerekliliğini gördüler.
🔍Teknolojiyi entegre etme konusunda KOBİ’leri bir risk ve sorun olarak değil, değerlendirilecek bir imkan olarak gördüğünüzü söyleyebilir miyiz?
Evet kesinlikle. Türkiye’nin en büyük avantajı KOBİ’ler. Türkiye krizlerden her zaman hızlı çıkar ve bunun bir nedeni de KOBİ’lerdir. Hareket kabiliyetleri büyük şirketlere göre çok daha gelişkin olan KOBİ’leri, Endüstri 4.0 noktasında büyük firmalardan daha fazla desteklemek gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye, 20 yıl içinde çok hızlı bir dönüşüm geçirdi ve atölyeler KOBİ’ye dönüştü. Şimdi ise atölye zihniyetinden çıkıp, işletmeci zihniyetine geçiş gerekiyor.

Endüstri 4.0 konusu ekonomik ve sosyal dönüşümler nedeniyle çok tartışılıyor, nasıl bir dönüşüm olacak?
Teknokentler, üniversite-sanayi iş birliği oluşumunun en önemli ara yüzü. Çalışmaya başlayalı henüz altı ay olmasına karşın ciddi bir yol aldık. Bir ayağımız sürekli sanayide ve hükümetin bu alanda çizdiği strateji ve yasal düzenlemeler doğrultusunda ilerliyoruz. Üniversite-sanayi iş birliği konusundaki en önemli icraatlarımızdan biri de ‘intern eğitim’ dediğimiz sektörel uygulamalar. Öğrencilerimiz, burada eğitimden sanayiye geçiş yapacak. Bu, iki yıllık bir çalışmanın sonucu ve şimdi bu durumun yasal alt yapısı da oluşmuş durumda.
Manisa Teknokent sanayi- üniversite iş birliği için ne gibi çalışmalar yapıyor?
Üniversitemizin firmalarımıza öğrenci anlamında önemli destekleri oluyor. Özellikle mühendislik fakültesinde bulunan 3. ve 4. sınıf öğrencilerimiz, bu firmalarda part-time çalıştıklarında sigortaları üniversitemiz tarafından ödeniyor. Bu, firmalar için de oldukça cazip bir durum. Kırktan fazla öğrencimiz ile bu şekilde çalışıyor. Ayrıca halihazırda yürüyen KOSGEB ve TÜBİTAK projelerimiz ile ilgili akademisyenlerimizle firmaları bir araya getirerek iş birlikleri sağlıyoruz. 

Gelecek projeleriniz hangi sektörlerde yoğunlaşacak?
Savunma ve otomotiv elektroniği alanlarını hedefliyoruz. Şu an, savunma sanayinde Kalkınma Bakanlığı’nda bulunan 15 milyon liralık bir projemiz onaylanmak üzere. Savunma sanayinde metal birleştirme teknolojileri ile ilgili yeni bir merkez kuruyoruz.                       Bu konuda, ASELSAN ile protokolü imzaladık ve böylece önemli bir tedarikçi konumuna gelmeyi planlıyoruz. Otomotiv elektroniği, ilgilendiğimiz konulardan bir diğeri, yine kompozit malzemeler ile ilgili çalışmalarımız da olacak.