TEGEV Başkanı Dr. Hayrettin Karcı: "Bilmek yapabilmenin ön koşuludur ama yeterli değildir"

👤Röportaj: İpek Portakal / Fotoğraf: Garo Miloşyan

Teknolojik Eğitimi Geliştirme Vakfı'nın kuruluş amacı nedir?

🔍 1990 öncesi Almanya Badenwürttenberg Eyaletinin Ekonomi Bakanlığı ile Türkiye arasında eğitim konusunda ortak çalışmalar yapıldı. Bu çalışmalar, Almanya'dan Türkiye'ye dönecek olan ailelerin çocuklarının Türkiye'deki eğitimi konusu üzerineydi. Bu eğitimlerden bazıları lise eğitimi, bazıları da meslek eğitimi şeklinde düşünülmüştü. Meslek lisesi eğitimi alacak öğrencilere yönelik Haydarpaşa Endüstri Meslek Lisesi'nde Alman eğitim sistemini de esas alan bir bölüm açıldı. O zamanki haliyle bölümün adına "Otomatik Kumanda" denildi. Bu süreçte endüstri de işin içine dahil edildi. Bu ikili eğitimin amacı sanayi-okul işbirliği ile mesleki eğitimin Almanya’da olduğu gibi etkin hale getirilmesiydi. Zira, sanayi mesleki eğitimin içinde mutlaka olmalıdır. Bu eğitim faaliyetlerinin içinde Siemens, Festo, Mercedes gibi firmalar vardı. Diploma aldıktan sonra sertifika sınavı yapılıyordu. Sertifika sınavı hem teorik hem de pratikti. Sertifika sınavında başarılı olanlar, diplomanın yanında sertifika da alıyorlardı. Sertifikaların üzerinde yetkinlikleri yazıyordu.

Bu çalışmalar 1995'e kadar devam etti. 1995'te Almanya Badenwürttenberg Eyaleti’nin Ekonomi Bakanlığı verdiği desteği artık bu projeden çekme kararı aldı. Çünkü, projenin süresi tamamlanmıştı. Sonra firmalar bir araya gelerek bu projeyi sürdürme kararına vardılar. Bu niyet üzerine TEGEV kuruldu. Endüstri bu bölümün mezunlarına çok ilgi gösterdiği için TEGEV bunu yaygınlaştırma kararına gitti ve başka okullara yayıldı. Kocaeli Endüstri Meslek Lisesi'nde, Zeytinburnu Endüstri Meslek Lisesi'nde, Eskişehir, İzmir, Gaziantep ve Adana gibi endüstrinin olduğu illerde kuruldu. TEGEV daha sonra bu pilot okulları yaygınlaştırdı ve destekledi. Daha sonra Bakanlık MEGEP (Mesleki Eğitim ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi) çalışmalarıyla Otomatik Kumanda bölümlerini kaldırdı. Yeni bir yapılanma oldu. Yeni yapılanmanın içinde vakıf mekatroniği destekleme kararı aldı. Çünkü mekatronik bölümleri o zaman tanımlanan "Otomatik Kumanda" bölümlerinin benzeridir. Biz vakıf olarak mekatroniği destekleme kararı aldık ve bugünkü çalışmalarımız o eksende yürüyor.   

Son 2 yılda düzenlediğiniz etkinliklerden ve çalışmalardan söz eder misiniz?
Geçmiş 2 yıla baktığımızda şu çalışmalarımızın öne çıktığını söyleyebiliriz. Çalışma Gruplarımızı gözden geçirip aktiviteleri planladık. Meslek standartları konusuna önem verdik. Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) ile bir sözleşme yapıldı. Mekatronik alanında meslek standartlarının geliştirilmesi çalışmasını gerçekleştirdik. Bu çalışmayı tamamlayıp teslim ettik ve meslek standartları Resmi Gazete’de yayımlandı. Daha sonra mesleki yeterlilikler üzerine çalışmaya başladık. Bu çalışmamız da tamamlanmak üzere, son düzeltmelerimiz yapılıyor. 1 ay içerisinde de bitirmeyi planlıyoruz. Vakfımızın kurucu üyelerinden Festo, Almanya ile birlikte sertifikalı bir eğitim projesi yürütüyor; "Mekatronik Sistem Teknikerliği Programı". Bu projenin Almanya tarafında Stuttgart Sanayi ve Ticaret Odası, Türkiye tarafında da Festo, TEGEV, Alman-Türk Sanayi ve Ticaret Odası AHK bulunuyor. Bu programda mekatronik sistem tekniği eğitimi veriliyor. Almanya'da bu iş nasıl yapılıyorsa burada da aynen öyle yapılıyor.

Bu eğitimler nerede veriliyor ve ne kadar sürüyor? Katılımcılarda aradığınız koşullar nelerdir?
Bu eğitimler İstanbul'da veriliyor. Bursa'da da başlattık; diğer illerdeki sanayi bölgelerinde de sertifika eğitimleri şeklinde yaygınlaştıracağız. Katılımcının en az meslek lisesi mezunu olması gerekiyor. Makine teknolojileri ve elektrik-elektronik teknolojileri alanında meslek liselerinden mezunlar bu eğitimlere katılabiliyor. MYK'ya göre Meslek Lisesi Mezunlarının tanımlanmış meslek seviyesi 4'tür. Bu program dahilinde seviye 4'teki eksiklikler gideriliyor ve iyileştiriyor. Daha sonra Seviye 5 eğitimini alıyorlar. Katılımcılar, bugün endüstrinin ihtiyaç duyduğu profilde yetişiyor. Almanya ile karşılaştırdığımızda bu işi daha da iyi yaptığımızı söyleyebiliriz.

Eğitmenler kimler?
Bu çalışmanın bir kısmı, Vakfın pilot okulları olan endüstri meslek liseleri ile birlikte yürütülüyor. Bakanlık ile TEGEV'in yaptığı bir sözleşme ile 22 ilde pilot okullar oluşturacağız ve böylece okul-sanayi işbirliğini geliştireceğiz. Örneğin Gebze'de STFA ile çalışıyoruz. Avrupa tarafında Zeytinburnu Endüstri Meslek Lisesi ile, Bursa'da Hürriyet Endüstri Meslek Lisesi ile çalışıyoruz. Makine teknolojileri ve elektrik-elektronik teknolojileri alanında eğitimler veriliyor. Laboratuvarlar inceleniyor, eksiklerin giderilmesi destekleniyor, hocalara sanayiyle ilgili eğitimlerin yanı sıra metot ve yöntem konusunda da eğitimler veriliyor ve güncel hale getiriliyor. Bu eğitimler, tamamen pratiğe dayalı eğitimlerdir.

Mekatronik mühendisliği Türkiye'de oturmuş durumda mı? Bu bölümlerden mezun olan öğrenciler Türkiye'de iş sahası bulabiliyorlar mı?
Mekatronik Mühendisliği Türkiye'de çok ihtiyaç duyulan bir bölümdür. Biz bu işi nasıl yapıyoruz ona bakmalıyız. İsmine mekatronik deyip mekatronik programının içindeki dersleri de programa koymakla bu iş olmuyor. Mekatronik konusunda teknik insan yetiştirme, teori eğitimi vermenin yanı sıra, kişileri ne kadar iş dünyasına hazırlıyoruz, ne kadar beceri ve yetkinlik kazandırıyoruz tarafına bakmalıyız. Mekatronik mühendisi mezun oluyor ama endüstriyel otomasyon, elektrik motorları ile ilgili uygulamalar veya yazılım ile ilgili konularda pratik yönden sorunları olabiliyor. Bu anlamda eğitim firmanın ihtiyacını karşılayamıyor ve profil tutmuyor. Bugün hangi sektör olursa olsun kullanılan ekipmanların çoğu mekatronik ürünler. Mekaniği, elektriği, elektroniği, yazılımı, IT'si, hidroliği, pnömatiği iç içe girmiş. Ürün ve üretim sistemleri birden çok disiplini içeren bütünsel bir yapıya sahip. Peki sistemin bütününü kim görecek ve anlayacak? İşte bunu görecek ve anlayacak olan mekatronik mühendisidir. Mekatronik mühendisi disiplinler arası bilgi, beceri ve yetkinlikte yetiştirilir ve bir sistem insanıdır. Belli bir konunun uzmanı olmaktan çok sistem esaslı yetişir. Mekatronikçi çok detaya inmeden belli bir derinliğe kadar teknolojiye ve uygulamasına hakimdir.

Bizim ülkemizdeki diğer bir ciddi sorun, teknik personelimizi doküman esaslı yetiştirememek. Bir başka ifade ile teknik personel, sistem dokümanlarını uluslararası standartlarda ve sistemi tam olarak ifade edecek şekilde hazırlama konusunda oldukça zayıf kalmaktadır.

Meslek liselerini yeterli buluyor musunuz, ara eleman Türkiye’de yeteri kadar yetişiyor mu?
Ara eleman yerine nitelikli eleman demenin daha doğru olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de çok sayıda meslek lisesi var. Sayı kadar işin kalitesi de çok önemli. Meslek okullarına baktığımızda farklılıklar görüyoruz. Eğitim kalitesi yönünden homojen bir yapı oluşturmalıyız. Bir meslek okulunun çıktısı diğeriyle aynı düzeyde olamayabiliyor. Genç insanlarımız bu prosesin içinden yetişip geliyor. Onun için bu kurumlar çok önemli; buradaki eğitmenler çok kıymetli. Eğitim proseslerinde öğretmenlik ayrı bir önem taşır. Bu anlamda öğretmenlik bir meslek değil bir gönül işidir, insan yetiştirme sevdasıdır. Özellikle meslek öğretmenlerinin işin içinden gelmesi gerektiğine inanıyorum. 

Türkiye'deki teknik eğitim fakülteleri teknoloji fakültelerine dönüştürüldü. Bu fakültelerle ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Vakfımızın çalışma gruplarından bir tanesi öğretmen yetiştiren fakültelerin zamanın gerektirdiği şekilde modernize edilmesi çalışmaları ile ilgileniyor. Yani gelişmiş sanayi ülkelerinin seviyesine çıkabilmeyi amaçlıyoruz. Türkiye, Almanya gibi sanayisi gelişmiş ülkeleri örnek alabilir. Güçlü ekonomi demek güçlü firmalar demektir. Firmaları güçlü yapan işinde çok iyi yetişmiş ve üreten insanlardır. Güçlü ekonomilerin mesleki eğitimleri de daha güçlü; ekonomik gücün esas kök nedeni bu. Türkiye'nin önünde çok ciddi bir fırsat var. Gençlerimizi eğer bu standartlarda yetiştirebilirsek Türkiye 20 yıl sonra inanılmaz bir seviyeye gelecek. 2023 yılında ihracatımız 500 milyar USD, makine ihracatının payı 100 milyar USD olacak. Kişi başı gayrisafi milli hasıla 26.000 USD’ye gelecek. Bunları yapabilmemiz için insanımızı yetiştirmemiz gerekiyor. Yoksa bu hedeşer gerçekleşmez.

2012 yılındaki çalışmalarınıza dönelim. TEGEV başka neler yapıyor?
Kurucu üyelerimizden Festo’nun kısmen TEGEV ile de işbirliği içerisinde uygulamakta olduğu mekatronik sistem teknikerliği sertifikalı eğitim programı çok önemli. Ayrıca, Test ve Belgelendirme Merkezimizin (CbyT) Bosch Siemens Ev Aletleri (BSH) ile yapmakta olduğu bir proje var. Bilindiği gibi, BSH Çerkezköy'de Avrupa'nın en büyük firması. Bu proje, beyaz eşya sektöründe teknisyen yetiştirme anlamında bir çalışma. İkili mesleki eğitime çok güzel bir örnektir ve yaygınlaştırılacaktır. Vakfın test ve belgelendirme kuruluşu CbyT, STFA ve BSH ile birlikte çalışılıyor. STFA’ya beyaz eşya konusunda çok güzel bir eğitim laboratuvarı kuruldu. Öğrenciler orada sadece işin teorisini öğrenmiyor, ürünlerle beraber çalışıyorlar. İleri sınışarda sahaya gidiyorlar ve sahada o işlemleri yapıyorlar. BSH’ın saha uzmanlarıyla ürünleri evlerde kuruyorlar. Devreye alıyorlar arızası varsa arızasını tespit edip gideriyorlar. Bu katılımcı mesleki eğitime çok güzel bir örnektir.

Bir diğer çalışma grubumuz uygulamalı teknik üniversite konusunda çalışmaktadır. Geçtiğimiz ekim ayında Türkiye’de uzmanlar toplantısı yapıldı. Hem Türkiye'den hem de Almanya'dan sanayiden ve üniversitelerden değerli insanlar katıldı. Almanya Ekonomi ve Araştırma Bakanlığı fon olarak destekledi. Bu çalışma ile ilgili geçtiğimiz senenin sonlarına doğru Berlin'de ikinci bir toplantı oldu. Bu toplantıya YÖK'ten de katılım gerçekleşti. Şimdi bu çalışma ile ilgili fizibilite raporunu bekliyoruz. Bu çalışmayı, Türkiye'deki mevcut üniversite yapısının yanı sıra sanayinin beklentilerini de içine alan yeni bir üniversite modeli çalışması olarak görüyorum. Yıllardan beri aynı sistemle mühendis yetiştiriyoruz. Gelişmiş ülkelere baktığımızda örneğin Almanya'da tek tip üniversite yok. Uygulamalı bilimler üniversitesi var, bir de üniversite var. Üniversiteden mezun olan mühendis daha çok araştırma esaslı yetişir. Doktora yapar ve çoğunlukla büyük firmaların araştırma merkezlerinde çalışır. Uygulamalı bilimler üniversitesinden mezun olan mühendis teoriyi gerektiği kadar bilir fakat teknolojiyi ve uygulamayı çok daha iyi bilir. Bizim ülkemizde araştırma merkezleri yeni yeni oluşuyor. Araştırma merkezlerinin yeni oluşması nedeniyle çok fazla araştırma mühendisi istihdam edilemiyor. Üretim tesislerinde teknolojiyi ve uygulamayı bilen mühendislere ihtiyaç var. İşverenler aradıkları elemanları bulamadıklarını söylüyorlar. İki tip üniversitenin mezunlarının istihdam tarafı incelendiğinde, bir mühendis diğerinden daha iyi anlamında değerlendirilmez; bunun özellikle altını çizmek istiyorum. Endüstrinin ihtiyacına göre teori ağrılıklı veya uygulama ağırlıklı mühendis yetiştirilir. Almanya’da sanayide çalışan mühendislere bakıldığında bunların `’ının uygulamalı bilimler üniversitelerinden mezun olduğu görülür. Öte yandan Bugün Almanya'da Siemens'te çalışan binlerce araştırma mühendisi vardır. Ama bizim ülkemizdeki firmalar o sayıda araştırma mühendisi istihdam edecek araştırma merkezlerine henüz sahip değiller. Bunlar yavaş yavaş oluşuyor. Öbür tarafta teknoloji ve uygulama konusunda iyi yetişmiş mühendislere ihtiyacımız var. Belirttiğim gibi eğitim fakülteleri dönüştürülüp Türkiye'de teknoloji fakülteleri oluşturuldu. Teknoloji fakülteleri o yönde hareket etmeye başladı ama modernize edilmesi gerekiyor.

Çalışma Gruplarınız hakkında detaylı bilgi verir misiniz?

Meslek standartlarının geliştirilmesi grubu
Çalışma gruplarından biri meslek standartlarının geliştirilmesi ile ilgili. Burada mekatroniği konu olarak seçip standartları geliştirdik. 4-5-6 seviyede geliştirdik ve bunlar Resmi Gazete’de yayınlandı. Mesleki yeterlilikler de 1 ay içinde tamamlanmış olacak. Şu anda son düzeltmeler yapılıyor. Genel görüşe göndereceğiz.

İkili / Katılımcı eğitimin geliştirilmesi
Mesleki eğitimde katılımcı olmayı destekleyen ve bu alanda faaliyet gösteren bir çalışma grubumuzdur. Sohbetimizde değindiğim CbyT’nin STFA ve BSH ile yapmakta olduğu mesleki eğitim programı buna güzel bir örnek teşkil eder.

Mesleki eğitimde görev alacak eğitimcilerin eğitiminin modernizasyonu
Mesleki eğitimin kalitesinin geliştirilmesinde, öğretmenler önemli bir paya sahip olduğu için, öğretmen eğitimlerinin modernizasyonu gerekmektedir. Bu amaçla oluşturulan çalışma grubu, öğretmenlerin eğitiminin modernizasyonunda yapılması gerekenler konusunda çalışmaktadır.

Mesleki eğitimlerin test ve belgelendirilmesi ile ilgili çalışma grubu (CbyT)
Mesleki eğitimin kalitesinin güvence altına alınması amacıyla oluşturulmuş bir çalışma grubudur. Eğitim planları, ders içerikleri, teori ve uygulamaların planlanması, eğitim ortamı, eğitim araç gereçleri, proses güvenilirliği, test ve belgelendirme, danışmanlık gibi konularda çalışılmaktadır.

Uygulamalı teknik üniversite çalışması
Diğer çalışma grubu uygulamalı teknik üniversite konusunda çalışıyor. Üniversite konusunda kesinlikle endüstrinin ihtiyaçları, endüstrinin bakış açısı işin içine dahil edilmeli. Diğer konu ikili eğitim sistemi veya katılımcı eğitim sistemidir. Yani mesleki eğitim sadece Milli Eğitim Bakanlığı ve bakanlığın okulları ile halledilecek bir sorun değildir. Burada sanayi kesinlikle işin içinde olmalıdır. Öğrenci öğretmen ilişkisi gibi usta çırak ilişkisini de işin içine koymamız gerekiyor. Sanayiye gittiği zaman usta eğitmenlerden yaparak, yaşayarak eğitim alması lazım, okula geldiği zaman da icra edeceği mesleği destekleyen teorik ve atölye çalışmaları yapması lazım. 23-25 yaşına kadar bir insanı eğitim sisteminin içinde meşgul edip iş yapamayacak duruma getirmişsek ciddi şekilde düşünmemiz gerekiyor. Doğuştan itibaren ilk 23 sene insan hayatında geleceğe yatırım için çok önemli ve ciddi bir zaman. İnsanımızı problem çözen tarafa taşımamız lazım. Ülkemizde problem üretenlerin sayısı çok, çözenlerin sayısı az olduğu için bu kaosu yaşıyoruz.

İnovasyon grubumuz
KOBİ'lerin inovasyon yoluyla geliştirilmesine ait bir inovasyon grubumuz var. KOBİ'lerin gelişmesinin sadece finansal destekle olmayacağına inanıyoruz. Onlara verilen sadece para desteği yeterli değildir. Çünkü onların sorunu sadece para değildir. Dünya çapında kabul gören yüksek rekabet gücüne sahip ürünler üretmeniz gerek. Bunun için de paranın yanında yetişmiş insan da lazım. Oradaki insan profilini incelediğimizde yetersiz kaldığını görüyoruz. Gerek personeli ve prosesi geliştirme itibariyle, gerekse ürün geliştirme, pazarlama ve satışa yatırım yapma itibariyle zayıf kaldığını görüyoruz. Biz buralarda aktif olmak istiyoruz. Bu yeni çalışma grubumuz yapılanma çalışması içinde.

Strateji geliştirme ile ilgili bir grubumuz
Strateji geliştirme ile ilgili bir grubumuz var. Orada vakfın neler yapması, hangi alanlarda faaliyet göstermesi gerektiği ve bunları nasıl, hangi değerlerle yapması gerektiği gibi çalışmalar var.

Halkla ilişkiler
Bir diğer grubumuz halkla ilişkiler, yani vakfı anlatmak ve vakfın çalışmaları hakkında toplumu bilgilendirmek şeklindedir. 

TEGEV'e üye olmak için gerekli kriterler nelerdir?
Değişik şekillerde üye olunabilinir. Bunlardan biri ve en üst seviye olanı mütevellidir. Mütevellinin dışında ferdi ve firma olarak da üye olunabiliyor. Firma TEGEV dostu olarak üye olabilir. Sivil toplum kuruluşları veya üniversiteler gibi kurumlar da vakfa üye olabiliyorlar. Kar amaçlı kuruluşlar olmadığı için onlar aidat ödemiyorlar. Vakfımızın birçok üyesi var. Mütevelli olarak firmalar, üniversiteler, dost firmalar, ferdi üyeler, dernekler, vakışar, sanayi odaları, meslek okulları gibi her kesimden üyemiz var. TEGEV'in kuruluşunu çok önemsiyorum. Türkiye'de çok önemli misyon ve vizyon üstlenmiş durumda. Mesleki eğitimin veya teknolojik eğitimin geliştirilmesi konularında vakfın içerisinde çalışan çok tecrübeli, uluslararası kültüre sahip insanlar var. Bunun eğitim hayatımıza aktarılması ve genç insanlara yansıtılması, rastgele olmayan hedeşi katkı çok önemli. Bu bakımdan TEGEV'in faaliyetlerini çok önemsiyoruz. Bunu onurla sürdürüyoruz.  

Türkiye'de Mesleki ve Teknik Eğitimin Kalitesinin Geliştirilmesi Projesi (METEK) ile ilgili TEGEV ne tür çalışmalar yapıyor?
Bu konu çok yeni. Mesleki ve Teknik Eğitimin Kalitesinin Geliştirilmesi Projesi (METEK) Milli Eğitim Bakanlığı'nın başlattığı bir proje. Vakfımızın da ciddi bir tecrübesi var. Biz de gerekli katkıyı vakfın sahip olduğu imkanlar dahilinde vereceğiz. Mesleki eğitimin kalitesinin geliştirilmesi çok güzel bir ifade ve ben bu kavramı çok önemsiyorum. Artık sayıdan değil kaliteden bahsediyoruz. Sayının tek başına yetmediği kalitenin önemli olduğu anlaşıldı. Sonuçta, çıkan ve hazırlanan rapor bakanlığa sunulacak. Proje kağıt üzerinde tamamlanacak. O raporun içerisinde ciddi tespitler ve öneriler var. Eğer uygularsak sonuç alabiliriz. 

2013'te yaptığınız/yapacağınız eğitimler ve organizasyonlar hakkında bilgi alabilir miyiz?
Mesleki yeterlilikler ile ilgili kısmı tamamlamak istiyoruz. Vakfın kuruluşu olan test ve belgelendirme merkezi CbyT'nin daha aktif olarak çalışmasını arzu ediyoruz. Standartlar ve yeterlilikler uygulanmazsa kağıt üzerinde kalır. Uygulayarak genç insanlarımıza mesleği ile ilgili sertifikaya sahip olmanın ne kadar önemli ve değerli olduğunu yaşatmamız gerekiyor. Sanayinin, sertifikalı kişileri öncelikle istihdam etme konusunda destek vermesi gerekiyor.

Sertifikada kişinin hangi konularda bilgisi, becerisi ve yetkinlikleri olduğu açık ve net bir şekilde yazılmıştır. Bu, test edilerek hem teorik hem de uygulamalı olarak onaylanmıştır. Böyle bir kişiyi sanayi arzu eder. Çünkü mesleki standart hangi meslek ile ilgili ise profili tanımlıyor. Yani o seviyede insanın sahip olması gereken profilini tanımlıyor. Yeterlilik de o profili hangi eğitimlerle nasıl tutturabilirsiniz ve o profilde olduğunu nasıl test edip tespit edebilirsiniz onu tanımlıyor. Çok güzel bir çalışma. Türkiye için mesleki yeterlilik konusundaki çalışmalar inanılmaz önemli. 2006 yılında MYK kuruldu. Bizim çalışmalarımız 2 yılı geçti. Mekatronik konusunda 300 civarında standart gelişitirldi. 600'e tamamlanması bekleniyor. MYK'nın bu konu ile ilgili bir strateji planı var. Tabii bu standartlarla ilgili mesleki yeterliliklerin de tamamlanması gerekiyor. Akredite edilmiş test ve belgelendirme merkezlerinde yapılan test ve belgelendirme ile insanların hangi meslek ve seviyede oldukları belgelendirilirse bu sanayi için çok büyük kolaylık olacak. Örneğin su ve gaz tesisatı için evinize bir usta çağırdığınızda belgesini görebileceksiniz ve belge kişinin o işin ehli olduğunu ifade etmektedir.

Vakıf olarak yurtdışından örnek aldığınız bir kurum veya dernek var mı? Akredite eden bir kurum musunuz?
Almanya Esslingen Üniversitesi ile zaman zaman çalışırız. Almanya Sanayi ve Ticaret Odası ve onun kuruluşu olan GARP ile beraber çalışırız. GARP, Stuttgart Sanayi ve Ticaret Odası'nn büyük bir eğitim merkezidir ve meslek eğitiminde örnek bir yerdir. Senede yaklaşık 5 bin kişi mezun olur. Üniversite gibidir. Vakfımız GARP ve AHK ile yapılan sözleşmeyi imzalamıştır. Üniversite tarafında olsun, katılımlı eğitim tarafında olsun, eğitim sisteminin modernizasyonu ile ilgili çalışmalarda Festo'nun çok büyük katkısı vardır. Ben vakıfta aynı zamanda Festo'yu temsil ediyorum. 

Türkiye'de mesleki teknik eğitim konusunda son senelerde ne kadarlık bir yol katedildi? Diğer ülkelerle kıyaslandığında kendimizi nerede konumlandırabiliriz? Bu konudaki önerileriniz nelerdir?
Bizim bir problemimiz şu: Türkçe’de kavramları oluştururken içinin boş olmamasına dikkat etmemiz gerekiyor. Kavramlar doğru ve çekici bir mesaj vermeli. Eğer bir kavram mesaj vermiyorsa onun üzerinde ciddi ciddi düşünmemiz gerekiyor. Örneğin fen bilimleri kavramı benim şahsi düşünceme göre son derece yanlış bir ifadedir. Bunun yerine doğa bilimleri ifadesi kullanılmalı. Çünkü, öğrenciye “sen doğayı öğreniyorsun” demek ile “sen fen bilimlerini öğreniyorsun” demek aynı şey değildir. İçinde yaşadığımız doğayı öğrenmek, doğa ile uyumlu yaşamak için doğanın ilkelerini öğrenmek ve uygulamak insanı çeker, heveslendirir ve ilgi uyandırır.
Öte yandan diğer bir konu olan staj da başlı başına bir sorundur. Stajı gerçekten etkin hale getirmeliyiz ve gençlerin eğitimine katkıda bulunmasını sağlamalıyız. Gençlerin eğitimini ihmal ettiğimiz zaman bugünkü sorunları yaşarız. Bugün ülkemizin yaşadığı problemler, gazetelere yansıyan problemler aslında problem değil. Onlar büyük bir problemin sonuçlarıdır. O büyük problem eğitimdir. Türkiye’nin en öncelikli problemidir eğitim. Çünkü nerede bir uygunsuzluk varsa kök nedenine indiğinizde insan hatası olduğunu görürsünüz. Neden insan hatasıdır, çünkü eğitim problemi vardır. 

Almanya ile aramızdaki en ciddi farklardan biri şu: Uygulamalı bilimler üniversitesindeki hocalar doktora yaptıktan sonra en az 5-15 sene sanayide çalışır. Bütün faaliyetleri sanayi  esaslı olur. Bu tür üniversitelerdeki hocaların çoğu sanayiden gelir. O zaman sanayi ile üniversitenin ilişkisi de çok iyi kuruluyor. Bizde akademik alanda uzun bir yol var; doktora, yardımcı doçentlik, doçentlik, profesörlük vb. insanın aktif ömrünü tüketiyor. Almanya'da en önemli akademik kariyer doktoradır. Doktora yaptıktan sonra üniversitede kimse kalmaz. İlk  heves sanayide çalışmaktır ve mühendisliği yaşamaktır. Mezunlar bir süre sanayide çalıştıktan sonra eğitim tarafında olmak için üniversiteye baş vurur  ve yeterli görülürse profesör unvanını alır. Bizdeki gibi, İngilizce dergilerinde makalelerin yayınlanması gibi kriterleri yok. Neden bizim akademisyenlerimiz makale yazıp İngilizce dergilerde yayınlamak zorunda? Bizim mühendislerimiz İngilizce yazılan makalelerden ne kadar istifa ediyor? Neden biz araştırma yapan kesimi finanse ederek ülkemizin dışındaki ülkelerin ekonomilerine hizmet ettiriyoruz? 

Diğer bir husus da, “bilmek” ve “yapabilmek” kelimelerinin çok önemli olmasıdır. Bizim eğitim sistemimiz daha çok “bilmek” odaklı. Sanayide daha çok yapabilen insan aranıyor. Bilmek yapabilmenin ön koşuludur ama yeterli değildir.