Eaton EMEA Hidrolik Birimi Başkanı Astrid Mozes: “LifeSense teknolojisini Türkiye’ye de getirmeyi umuyoruz”

👤Röportaj: Çiğdem Timar / Fotoğraf: Garo Miloşyan
Polimer’in satın alınması ile birlikte, şirketin ürün portföyü Eaton’un portföyüne eklendi. Bundan sonra Türkiye’deki ilerleme nasıl planlanıyor? Astrid Mozes: Portföyümüzü genişletmeye büyük önem veriyoruz. Sadece bölge olarak değil ülke olarak da portföy genişletmesi bizim açımızdan çok önemli. Bu bağlamda inovasyon ve faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde karşımıza çıkan fırsatları değerlendirmek büyük önem taşıyor. O nedenle Türkiye’de de hem inovasyona hem de yeni ürün yatırımlarına devam edeceğiz. Nitekim Türkiye’de bu bayraktarlığı bundan böyle Bay Raja Rajagopalan üstlenecek. Kendisi sıvı taşıma işimizde Ürün Müdürü olarak görev alacak ve bundan sonra Türkiye’de kalacak. Raja Rajagopalan: Gerçekten bizim en çok gurur duyduğumuz konulardan bir tanesi, hem teknoloji hem de mühendislik altyapısı açısından ulaştığımız seviye. Örneğin şu anda Amerika’da uygulamaya başladığımız “LifeSense” adında yeni bir teknolojimiz var. Şu anda oradaki müşterilerimiz bu teknolojiyi test aşamasında. Umuyoruz ki LifeSense gibi bir teknolojiyi buraya da getirebileceğiz. Böylelikle hem Doğu Avrupa hem de bu çevredeki OEM üreticilerine daha net bir şekilde ulaşabileceğiz. Bu bizim teknolojiye verdiğimiz önemi ve yaptığımız yatırımı göstermesi açısından çok önemli. Aynı zamanda dünyanın her yerinde inovasyon merkezlerimiz var, bunların sayısını da giderek artırıyoruz. Burada mühendisler sürekli çığır açacak teknolojiler üzerine çalışıyorlar. Bu teknolojilerin Polimer’e de getirilmesi an meselesi. Bu ‘LifeSense’ teknolojisini biraz daha açar mısınız? A. Mozes: Siz de tahmin edersiz ki hidrolik komponentler çok farklı ortamlarda kullanılıyor; uçaklar, otomobiller, inşaat alanları, endüstriyel kullanımlar vs. Bu komponentler buralarda çok yüksek ya da çok alçak basınca maruz kalıyor. Bazen 7 gün 24 saat çalışan bu komponentlerin çok yüksek hızda çalıştıkları ya da uzun süre rölantide kaldıkları durumlar oluyor. Dolayısıyla hidrolik elemanlar, özellikle de hortumlar çok farklı dinamiklerden etkileniyorlar. LifeSense dediğimiz bu teknoloji, aslında bir çeşit dedeksiyon ya da saptama sistemi. Herhangi bir hortumun değiştirilmesi gerektiği zaman ya da bir hortumun artık devre dışı kalacağı, çok eskidiği durumlarda sistem önceden bir sinyal vererek müşteriyi hortumun değiştirilmesi konusunda uyarıyor. Bu, sektörde başka hiçbir oyuncuda olmayan, sadece Eaton’a özgü bir teknoloji, bu anlamda da üstün yanlarımızdan bir tanesi. R. Rajagopalan: LifeSense dediğimiz şey aslında, herhangi bir ekipmanın ne kadar ömrünün kaldığını bize gösteren teknolojinin kendisi. Yani makine durmadan ya da bozulmadan önce raf ömrünün dolmak üzere olduğunu önceden bildiriyor. Aynen kalp krizi geçirmeden evvel nasıl kolunuz uyuşur, vücudunuz sinyalleri verir doktora gitme ihtiyacı duyarsınız, işte bu teknoloji de bizim ürünlerimizde bunu sağlıyor ve erken bir aşamada önlem almış oluyoruz. Eaton bu anlamda yeni teknolojileriyle daha da aktif olacak Türkiye’de. Peki Polimer Eaton’a neler kazandırıyor? R. Rajagopalan: Polimer çok başarılı bir şirket, harika ürünleri var. Prosesleri son derece başarılı. O nedenle biz aslında Polimer’den neler alabiliriz, bunları global olarak nasıl yaygınlaştırmaya çalışabiliriz, biraz da bunun arayışındayız. EBS olarak kısalttığımız bir “Eaton İş Sistemi”miz var. Bu iş sistemi aslında dünyanın herhangi bir yerinde gördüğümüz iyi bir proses ya da iyi bir uygulamayı dünyanın başka alanlarındaki operasyonlara da yaymamızı sağlayan entegre bir sistem. Bu anlamda Eaton aslında tek bir entegre operasyon olarak görülmeli dünyada. Biz en iyi uygulamaları alıyor ve dünyanın başka yerlerinde de bunları nasıl replike edebiliriz buna bakıyoruz. Polimer bunun çok iyi bir örneği; çünkü hem sistem açısında çok başarılı, hem teknolojisi hem de müteşebbislik ruhu çok gelişmiş. Dolayısıyla global olarak da Polimer başarı hikayesini başka yerlerde de tekrarlamak istiyoruz. Bu satın alımdan duyulan heyecanın sebebi bu mu? A. Mozes: Çok farklı sebepleri var aslında bu satın almanın. Bizim az önce açıkladıklarımız yalnızca resmin bir kısmını oluşturuyor. Her şeyden önce bundan 10 yıl öncesine kadar Eaton daha çok Amerika kıtasında başarılı olan ve satışlarının büyük bölümünü Amerika kıtasından elde eden bir şirketti. Ancak 10 yıl içinde buradaki dağılım epeyce değişti ve şu anda satışlarımızın %50’sinden fazlası Amerika dışından elde ediliyor. Bu bizim açımızdan çok önemli. Aynı zamanda dünyada artık öyle bölgeler var ki, bunlar artık Amerika’dan da hızlı büyüyorlar ve bu bölgeleri göz ardı etmek mümkün değil. Türkiye çok hızlı büyüyen ama Eaton’un şu ana kadar çok da fazla varlık gösteremediği bir ülkeydi. Dolayısıyla Türkiye’ye odaklanmamız gerekiyordu artık. Sadece Türkiye değil aynı zamanda Türkiye’nin çevresindeki Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Doğu Avrupa da hızlı bir şekilde büyüyor. O nedenle Türkiye’de artık bir şekilde varlığımızı ortaya koymamız ve Türkiye’deki bu büyüme fırsatının avantajlarından faydalanmaya başlamamız gerekiyordu. Kısaca özetlemek gerekirse, hem büyüme fırsatı hem ürün gamının bize uygunluğu hem de yeni pazar segmentlerine açılma fırsatı vermesi nedeniyle Polimer satın almasını gerçekleştirmeye karar verdik. Çünkü Polimer markası SEL’in bize sunduğu çözümler, ürün portföyümüzü çok güzel bir şekilde tamamladı. R. Rajagopalan: Stratejimize bakacak olursanız bir şirket olarak zaten hizmet verdiğimiz ya da mutlaka hizmet vermemiz gerektiğini düşündüğümüz bölgelerde yatırım yapıyoruz ve müşteriye en yakın olacağımız yerde olmak istiyoruz. Müşteriye yakın olduğumuz yerde ise bir üretim tesisiyle var olmak istiyoruz. Bu anlamda Astrid’in de söylediği gibi, Türkiye çok ideal bir ülke; çünkü Doğu Avrupa’ya açılmak açısından Türkiye’den daha uygun daha elverişli bir nokta bulmak açıkçası mümkün değil. Hem teknoloji hem de üretim açısından Türkiye bizim ihtiyaçlarımıza tam cevap verecek ülkeydi, o nedenle burayı seçtik. Hidrolik ve pnömatik birbirinden ayrılmaz iki parça. Bu anlamda Polimer’le hidrolikte yapılan bu satın alımdan sonra pnömatik konusunda da bir satın alma düşünülüyor mu? A. Mozes: Biz satın alma yanlısı bir şirketiz. Büyüme stratejilerimizden en önemlisi bu satın almalar. Zaten şu an hava sıkıştırma, kompresyon konusunda pnömatik silindir ve çeşitli komponentler üretiyoruz. Ama şu anda satın alma radarımızda en önde pnömatik var diyemem. Hidrolik de olabilir, elektrik de, pnömatik de olabilir. Hangi fırsat o anda bizim için uygun olursa onu değerlendiririz. Ama satın almalar gündemimizde, en azından onu söyleyebilirim. Eaton’ın ileride olmayı planladığı farklı alanlar var mı? A. Mozes: Eaton kelimenin tam anlamıyla her yerde; uçaklar, otomobiller, şantiyeler, madenler hatta uzay… Aklıma hiçbir sektör gelmiyor ki içinde Eaton olmasın. Çünkü Eaton gerçekten çok farklı alanlarda ürünler ve çözümler üreten bir şirket. Elektrik, havacılık, otomotiv, hidrolik... Zaten hidrolik deyince; dünyanın herhangi bir yerinde güç yönetimine ihtiyaç duymayan bir sektör bulamazsınız. Dolayısıyla aklıma faaliyetimiz yok diyebileceğim hiçbir sektör gelmiyor.