Pilz Genel Müdürü Yavuz Çopur: “Amacımız, global olarak kabul gören Emniyet = Pilz denklemini Türkiye’de de ispat etmek”

👤Röportaj: İpek Portakal / Fotoğraf: Garo Miloşyan
1948 yılında Almanya’da kurulan ve “Emniyet Otomasyonu”nun mucidi olan Pilz, Türkiye’de 10. yılını kutluyor. 2002 yılında Bursa’da küçük bir ofis açarak Türkiye’de faaliyete başlayan Pilz, 10 yıl içinde merkezini İstanbul’a taşıyarak Bursa ve İstanbul’daki iki ofisi, Orta Doğu pazarında edindiği ilave ülke sorumluluğu ve konusunda uzman personeli ile Türk sanayiine makine emniyeti ve otomasyonu konusunda hizmet veriyor. Makine emniyeti ve emniyet otomasyonunda yol gösterici 1948 yılında Almanya’da kurulan Pilz, 1968 yılında da dünyanın ilk çift el emniyet rölesini bularak emniyet otomasyonunun kapılarını açmış bir şirket. Bu yüzden Pilz’i emniyet otomasyonunun mucidi diye adlandırdıklarını vurgulayan Pilz Genel Müdürü Yavuz Çopur; "Pilz, 1968’den sonra özellikle emniyet otomasyonu konusunda geliştirdiği lider ürün ve teknolojilerle bugünlere geldi. Pilz’de çalışan her 5 kişiden biri AR-GE mühendisi. Bu açıdan ürettiği ürünler hem teknolojik hem de türünün ilk örneği. Firma daha sonra rakipleri tarafından benzerleri üretilerek bir ürün ailesi haline gelen ürünlere imza atmıştır. 2002 yılında ilk defa Pilz tarafından pazara sunulan ve konfigüre edilebilen “Emniyet Rölesi” olarak bilinen PNOZ multi bunun en somut örneklerinden biridir. 1 milyonuncu adedi geçtiğimiz Temmuz ayında piyasaya sunulan PNOZ multi, Pilz’in gerçek başarı hikayelerinden biri haline gelmiştir. Bu teknolojik liderlik aynı zamanda emniyet otomasyonu konusundaki derin bilgi birikimiyle Pilz’e global olarak kabul gören “Emniyet = Pilz” denklemini de beraberinde getirmiştir. Biz de tabii Türkiye’de bu denklemin doğruluğunu ispatlamak için çalışıyoruz." diyerek şöyle devam etti: "2002 yılından beri Türkiye’deyiz. Bu sene onuncu yılımızı kutluyoruz. Onuncu yılımızda geldiğimiz nokta; ülke sanayiine makine emniyeti ve emniyet otomasyonu konusunda yol gösterici konumda olmamızdır. Tabii ki gidecek çok daha uzun yolumuz, yapacak çok işimiz var. Emniyet kemeri takılmayan bir ülkede makine emniyetinden bahsediyor olmak bir hayli tezat gibi gözüküyor!" Emniyet otomasyonu ihtiyacı nasıl doğdu? Neden emniyet otomasyonuna ihtiyaç duyulduğu hakkında bilgi veren Çopur bu konuyla ilgili şunları söyledi: “Emniyet otomasyonu devresinin, sensörden haber geldiği zaman ‘operatörün eli makineye giriyor, makineyi acil durdurman lazım!’ bilgisini üretmesi gerekiyor. Bu yapının herhangi bir parçası arızalansa dahi temel fonksiyonu yapmayı garanti eden bir sistem kurgulamak gerekiyor. İşte ancak o zaman makine emniyetinden bahsedebilirsiniz. Birçok makine kullanıcısı “makinemde kaza olmuyor, makine hep benim sözümü dinliyor” yaklaşımı ile makinesinin emniyetli olduğunu sanıyor. Oysa buradaki temel problem, makinenin bir komponentinin arızalanması durumunda sistemin nasıl tepki vereceğinin bilinmezliğidir. Emniyet kontrol cihazının standart kontrol cihazından temel farkı; emniyet cihazının kendisi veya kendisine bağlı parçaları arıza yapsa bile çıkışını emniyetli hale getirmesi, arızaya geçmesi ve bir daha da çalışmamayı garanti etmesidir. Hâlbuki standart bir kontrol cihazının böyle bir durumda nasıl davranacağı, ne çıktı vereceği belli değildir. O yüzden artık günümüzde insan hayatını, sağlığını ve çevre güvenliğini yakından ilgilendiren noktalardaki makine işlevlerini emniyet otomasyonu yapısı ile çözmek gerekiyor. İşte makine emniyeti ihtiyacı da buradan doğmuştur. 2009 yılında yürürlüğe giren Yeni Makine Direktifi 2006/42 AT ise bu anlattıklarımızın insan inisiyatifine bırakılmadan yapılmasını ve emniyetli makineyi elde etmeyi şart koşuyor." "Pilz’in temelde üç çalışma ekseni var: Ürünler, çözümler ve hizmetler" Pilz´in ürünler, çözümler ve hizmetler olmak üzere 3 çalışma ekseni olduğunu dile getiren Çopur; "Ürünler kısmında Pilz, emniyet otomasyonu sektöründe kullanılan hemen hemen bütün ürünleri üretebiliyor. Pilz, özellikle kontrolör dediğimiz, işin işlemci tarafında çok yoğun bilgi birimi ve tecrübeye sahip." diye devam etti. Emniyet ve otomasyonun ürünler kadar çözümlere de ihtiyaç duyduğunu belirten Çopur, bugün sanayide çalışan hiçbir makinenin emniyetli hale gelmek adına yavaşlamasının ve verimsiz çalışmasının kabul edilemeyeceğini, makinelerin hem emniyetli hem de otomasyon açısından yüksek kabiliyetli hale getirilmesinin kaçınılmaz olduğunu ve bu noktada çözümlerin dereye girdiğini sözlerine ekledi. "Makine emniyetinde ürünlerin yanı sıra doğru mühendislik yaklaşımı da önemli" Emniyet işinin sadece ürünle çözülecek bir iş olmadığını ifade eden Yavuz Çopur şöyle devam etti: “En iyi ürünleri de satın alsanız, yanlış bağlantı yapar, yanlış senaryo kurgular, yanlış şekilde programlarsanız makinede veya tesiste emniyetten bahsetmek mümkün olamayacaktır. Çalışanlar sisteme takılan emniyet ürünlerine güvenerek rahat davranacaklar koruma altında olduklarını sanacaklardır, ancak ellerindeki bombanın ne zaman, nerede ve kime patlayacağını bilemeyeceklerdir. Bu tip kazalara sıkça şahit oluyoruz. Preste ışık perdesi ve emniyet rölesi var ama yine de kaza oluyor. Bu tip kazaların temelinde standartlara uygun olarak yapılmayan, bilinçsiz mühendislik yaklaşımı yer alıyor. Sonuç olarak emniyet otomasyonu ürünle başlar ama hiçbir zaman ürünle bitmez. Ürün bir ayağıdır ama tek ayağı değildir. Bir o kadar da mühendislik, devreye alma, planlama gibi konularda da çok bilinçli işler yapılması gerekir. Emniyet bir zincirdir ve zincirinizin en zayıf halkası kadar emniyette olursunuz. İşte emniyet otomasyonunun diğer sektörlerdeki otomasyon ihtiyaçlarından ayrıldığı temel nokta da budur. Derin bir know-how gerekir ve biz o know-how’a sahibiz." "Hizmet doğru kurgulanmalı" Pilz’in üçüncü ekseni olan hizmetler ve süreçler konusunda bilgi veren Çopur, hizmetin doğru kurgulanmasının ve hep aynı kalite ve standartta verilmesi gerektiğinin altını çizerek, "Pilz Türkiye bu konudaki güncel tüm gelişmeleri en hızlı şekilde ülkemiz sanayinin hizmetine sunuyor. Hizmetin doğru kurgulanması, mühendisliğinin doğru yapılması, mühendislik süreçlerinin doğru işletildiğinin garanti altına alınması gerekiyor. Biz aynı zamanda makine ve tesis emniyetinin danışmanlık süreçlerinde de varız. 5 adımdan oluşan bir “Makine Emniyeti Döngümüz” var. “Risk Değerlendirmesi”nden başlayarak gerekli tüm raporlamayı yapabiliyor ve tasarımları gerçekleştirebiliyoruz. Üretilen tüm raporlar TÜV-SÜD’ten onaylı bir yazılım platformunda hazırlanıyor. Bunun sonucunda global bir müşterimizin Meksika, Amerika, Çin ve Türkiye’deki aynı makinesine aynı sorular soruluyor, aynı riskler belirlenip aynı prosedürler uygulanıyor ve aynı raporlar elde ediliyor. Tek fark raporların dilleri; biri İngilizce, biri İspanyolca, biri Çince, diğeri Türkçe olarak hazırlanıyor. Bu yazılım platformu sayesinde emniyet hizmetlerini kişinin uzmanlık seviyesinden bağımsız olarak aynı standartta verebiliyoruz. İşte Pilz’in bu işleri yapma şekli ve kalitesi budur." dedi. 5 adımda emniyet Yavuz Çopur, 5 adımda emniyet hakkında şu bilgileri verdi: "Birinci adımımız “Risk Değerlendirmesi”. Bir makineyi emniyetli hale getirmek için öncelikle makinenin risklerini sorguluyoruz. Makinenin sınırlarını ve lokal olarak tehlikeli noktalarını belirleyip riskleri kıyaslama yapabilmek için sayısal hale çeviriyoruz. Böylece riskleri derecelendirmiş oluyoruz. Yüksek çıkan risklerin seviyesini azaltmak için EN ve ISO standartlarını kullanarak öneriler geliştiriyor ve son durumda risklerin kabul edilebilir seviyeye indirgendiğini belgeliyoruz. İkinci adım “Emniyet Konsepti” çalışmasıdır. Burada makine kullanıcısına riskleri bertaraf edecek EN ve ISO standartlarına uygun çeşitli önerilerde bulunuyor, onların üretim ve bakım alışkanlıklarına uygun çözümü seçmelerine olanak sağlıyoruz. Tabii ki riskli bölgelerin açık bırakılması kaçınılmaz ise elektronik çözümler devreye giriyor ve makine emniyetinin maliyeti de yükseliyor ancak üretim verimliliği azaltılmadan emniyet sağlanmış oluyor. Üçüncü adım “Emniyet Tasarımı”. Her değerlendirdiğimiz riske ait konsepti belirleyip kullanıcı ile uzlaştıktan sonra her konseptin ürün ve sistem bazında tasarımına geçiyoruz. İlgili riskin gerektirdiği PL seviyesi nedir? Bu seviye hangi ürün özellikleri ile ve nasıl bağlantı tipleri ile elde edilir? Riskli yere ulaşım olduğunda makinenin nereleri, devrenin neresinden kesilmeli, durdurulmalıdır? Hangi noktalardan ve nasıl geri bildirimler alınmalıdır? Tüm bu sorular detayları ile cevaplanır. Emniyet devresi EN ISO 13849-1 standardına uygun olarak tasarlanır, mevcut elektrik, hidrolik ve pnömatik şemalar revize edilir. Bu oldukça detaylı ve tecrübe gerektiren bir mühendislik çalışmasıdır. Biz bu tasarımı Türkiye’deki ekiplerimizle yapabiliyoruz. Daha sonra dördüncü aşamada “Sistem Entegrasyonu” yapılıyor. Belirlenen malzemeler, revize edilen ve sıfırdan tasarlanan emniyet devresi sahada uygulanıyor, ürünler sahaya monte ediliyor, panolar ve bağlantılar revize ediliyor. Bu aşamayı partnerlerimiz ile yapabildiğimiz gibi makine sahibinin ekibine süpervizyon hizmeti de verebiliyoruz. Beşinci ve son adım olarak “Emniyet Doğrulaması” geliyor. Tespit edilen riskler için yapılan konsept çalışması neticesinde ulaşılan tasarım ve sahada yapılan montaj ve programlama gerçekten riskleri kabul edilebilir seviyeye getirdi mi? Fonksiyon testleri, gerekirse ESPE ölçümleri ve yazılım analizi ile bu doğrulanıyor. Bu doğrulama yapılmadan garantili bir makine emniyetinden bahsetmek mümkün olamayacak, emniyet için yapılan tüm çaba ve masraflar boşa gidecektir.” "Firmalara tarafsız ve şeffaf bir servis sunuyoruz" Pilz´in ihtiyaç duyulan emniyet ekipmanlarını da ürettiğini dile getiren Çopur, "Biz hizmetlerimizin hiçbir safhasında kendi ürünlerimizin kullanılmasını kesinlikle müşterilerimize dikte etmiyoruz. Tamamen tarafsız ve şeffaf bir servis sunuyoruz. Burada firmalar istedikleri ürünü seçme veya onu satın alıp kullanma hakkına sahipler. Yeter ki seçilen ürün emniyet hesaplamalarına ve EN ISO 13849-1 şartlarına uygun olsun. Biz tasarımımızı ürün ekseninde değil, ürün özellikleri ekseninde yapıyoruz. Yani şu marka ışık perdesi demiyor, şu uzunlukta, şu tipte, şu özelliklere sahip ışık perdesi diyoruz. Kullanıcıların bunu piyasadaki herhangi bir üreticiden temin etme şansları var.” dedi. "Biz hayat kurtarıyoruz ve bu motivasyonla çalışıyoruz" İş sağlığı ve güvenliğinin çok önemli bir ihtisas konusu haline geldiğinin altını çizen Çopur; "Gelişmiş sanayilerde çok önemli olan bu konu, Türkiye’de de artarak önemli hale geliyor. Biz sanayide çalışan insanlarımızın sağlığını ve hayatını korumak zorundayız. Bunlar yetişmiş insan kaynaklarımız." dedi. Çopur, insana ve eğitime yatırımın önemini vurgulayarak bu konudaki düşüncelerini şöyle özetledi: "Emniyet kemeri takılmayan bir ülkede biz makine emniyetini anlatıyor olsak da eğer bu ülke Cumhuriyetinin 100. yılında makine sektöründe toplamda 100 milyar dolarlık bir ihracat amaçlıyorsa, o zaman bunu insan kaynaklarını koruyarak ve daha da ileri götürerek yapmak zorunda. Bu hedef sadece çelik işlemek, fabrika kurmak ve pazar aramak ile gerçekleşemez. Bu işler aynı zamanda insana ve eğitimlerine yatırım yapılarak onların profesyonel ve entelektüel kabiliyetlerini artırarak yapılabilecektir. İşte biz o yüzden buradayız. İnsanları makine emniyetinin esasları konusunda bilinçlendiriyor, hayat kurtarıyoruz. Bu motivasyonla çalışıyoruz. İş sağlığı güvenliğinin (ISG) birçok alt disiplini var. Çevre, yangından korunma, fiziksel risk faktörleri, ergonomi... Oysa iş sağlığı güvenliğini makine emniyeti olmadan sağlamak mümkün değil. Öte yandan iş sağlığı güvenliği konusunda sadece kişisel koruyucu ekipmanlarla makinenin bilinmezlerine karşı durmanız da mümkün değil. Makine emniyetinin de ISG’nin bir parçası olduğunun algılanması ve kabul edilmesi lazım. Makine emniyetinin görsel olarak kontrol edilemeyecek bir konu olduğunu artık herkes anlamalıdır. Çabamız bu yönde. Nasıl bir şirketteki kalite sistemi o şirkette çalışan bütün personelin sorumluluğundaysa, bir-iki kişinin üstlenmesiyle ISO 9000’in gerçekleri uygulanamayacaksa, ISG esaslarını işletmek de bir fabrikada çalışan bütün personelin sorumluluğundadır. Bu konu sadece ISG personeline ya da ilgili bakanlık müfettişlerine bırakılamaz. Bakanlık müfettişlerinin yapacağı çalışmalar yeterli olamaz. Yani herkesin başına bir polis koyamazsınız. Dolayısıyla bireylerin bilinçlenip bu konuya önem vermesi gerekiyor. Bu da ancak eğitimle olacaktır. Bugünden yarına olmayacaktır. Bu bir dönüşüm sürecidir. ISG eğitimi veren okullarda makine emniyetiyle alakalı bölümlerin açılmasını da sağlamak gerekiyor. Her ne kadar bu konular insan, zaman ve para kaynağı gerektiriyor olsa da ülkemizin dinamizmi ve kaynakları bunları aşabilecek güçtedir."