Robast Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Demirbaş: “A4 kağıttan 16 tonluk ruloya kadar depolama yapıyoruz”

👤Röportaj: Müge Şenel Esatoğlu / Fotoğraf: Garo Miloşyan
Firmanızı kısaca tanıtır mısınız? Robast firması 2005 yılında kuruldu. Bir AR-GE firması olduğumuzu söyleyebilirim. Çünkü yaptığımız sistem dünya üzerinde yok. Rakiplerimiz yurt dışı firmaları ancak bu firmalar ürün satıyor. Örneğin siz palet depolayacaksanız onlar palet depolamaya yönelik robotlarını sunuyorlar. Bizde böyle değil. Birçok büyük firma ile görüşmeler yapıyoruz. Örneğin bir firma bize gelip 16 tonluk rulolarını depolamamızı istiyor. Yerinde gidip ölçüm yapıyoruz, detayları öğreniyoruz. 16 sayfalık bir bilgi formu doldurtuyoruz. Net proje üretebilmemiz açısından bu bizim için önemli. İhtiyaçları ile isteklerini öğrenip buna yönelik butik proje üretiyoruz. Biz ürün değil proje sattığımızı her zaman vurguluyoruz. Şu anda hepimizin bildiği büyük bir içecek firmasına proje yapıyoruz. Bize 52,000 palet depolamak istediklerini söylediler, biz onlara 167,000 palet vaat ettik. 3 katından fazla. Bu ne anlama geliyor? O tipten 2 tane depoya gerek kalmaması anlamına geliyor. Bizim farkımız yüksekliği kullanabilmemiz. Forkliftle depolama yapan bir firma belli bir metrenin üzerine çıkamaz. Biz 3 tona ve 40 metre yüksekliğe kadar çıkabiliyoruz. Ankara’da bir firmaya yaptığımız projeden bahsedeyim. Çelik konstrüksiyon depolayan firmada 6 metre uzunluğunda yassı ürün 12 metre uzunluğunda çelik ürünler 5000 m2 kapalı alanda yayılıydı. Bunları 120 m2’ye sığdırdık. Yükseğe çıkıp hacim kullanıyoruz. Oynar raflar yapabiliyoruz. Oynar raflar yaptığımız zaman paletin bazen boyu, yüksekliği farklı olan ürünler olabiliyor. Ürünlerden biri 1 metre, diğeri 2 metreyse mecburen rafları 2 metre yapmak zorundasınız. Bu raflara 1 metrelik ürün koyduğunuz zaman 1 metrelik boşluk kalıyor. Oynar raf yaptığınız zaman bu gibi durumlarda hacmi kullanabiliyorsunuz. Bunları zaten robot kendisi yapıyor. Otomasyonla robotun farkı şöyle; otomasyonda nereden, ne zaman, hangi ürünü alacağını söylersiniz otomasyon gider alır. Robotta böyle değildir. Yapay zeka var; siz sadece ürünü söylersiniz o zaten kendisi koyduğundan nerede olduğunu bilir gider, alır, gelir. Firma nasıl istiyorsa ilk giren ilk çıkar veya ilk giren son çıkar. Son kullanma tarihi en yakın olan da olabilir. Bu tarz yüklemelerle firma sahibinin istediğine yönelik yazılımlar yapmak tamamen randımanlı olan bir şey. Normalde 3 tır yükleyen, bu sistemle 17 tıra kadar çıkabiliyor. Çünkü gece vardiyada sizin koymuş olduğunuz zamanlayıcıyla robotlar uyanıp gecenin bir saatinde birbirleriyle RFID sistemiyle haberleşerek sabahki sevkiyatı hazırlayıp kapının önüne kadar bırakıyorlar. Bunu yaptıktan sonra zaten sizin depolamayı düşünmenize gerek yok. Sizin düşünmeniz gereken şey sadece üretim. Hizmet verdiğiniz sektörler ağırlıklı olarak hangileri? Bize her zaman bu soru soruluyor. Ben örnekleri vereyim siz sektörleri belirleyin. A4 kağıttan tutun da 16 tonluk ruloya kadar depolama yapıyoruz. Asla her işi yaparız demiyoruz. Bizim uzmanlık alanımız depolamaktır. Depolama hususunda her şeyi yaparız. Ne depolamak istediğiniz önemli değil. Geçtiğimiz aylarda yabancı bir firma bize ortaklık teklif etti. Hatta ilk başta bize Türkiye’de 5-6 firmayla görüşüyoruz bunların arasından distribütörlük için karar vereceğiz dediler. Yönetim kurulu başkanımız “Yurt dışından birisini bulmak istesek biz buluruz. Know-how benim, her şey benim, ben niye seni Türkiye pazarına sokayım?” dedi. Güçle alakalı bir durum. Eğer know-how’ım, yazılım bilgim, mekanik bilgim olmamış olsa ben buna mecburum. Eğer bu işi yapacaksam birileriyle bu pazara girmek zorundayım. Ama biz kesinlikle böyle bir şey istemedik. Akıllı depo yönetim sistemleri uygulamalarınızdan birkaç örnek daha verebilir misiniz? Adalet Bakanlığı için bir proje tasarlıyoruz. Bu projenin ilk etaptaki bütçesi yaklaşık 15 milyon Euro. Adalet Bakanlığı’nda hakimlerin en büyük sıkıntısı dosya, dosyaların düzenlenmesi de zor. Her şeyin ötesinde dosyayı yetkili yetkisiz herkes inceleyebiliyor. Yani maalesef sistem öyle yürüyor. O baronun avukatı olmadığınız halde dosyayı inceleyebiliyorsunuz. Ama yapmış olduğumuz sistemde retina ve parmak taraması olacak. Sadece yetkili girip dosyasını inceleyebilecek. Sistem, istendiğinde, en uzaktaki dosyayı çok kısa sürede getirebiliyor. Uzaklık 40 metre. 40 metreden 12 saniyede size istediğiniz dosyayı getirebiliyor. Islak imza depolaması, saklaması mecburiyetinde olan var. Örneğin noterlerin, 10 yıl saklamak zorunda olduğu belgeler vardır. Bankalar da sözleşmelerini saklamak zorundadır. Milyonlarca kredi kartı satılıyor, hepsinin bir sözleşmesi var, hepsi ıslak imzalı ve bunların hepsini saklamak zorundalar. Bu ciddi bir sıkıntı. Yani size gelen teklif üzerine projeyi geliştirmeye başlıyorsunuz, değil mi? Bizim aklımızda olan binlerce proje var ama hepsinin hayata geçmesi mümkün değil. Alışkanlıklarımızdan kolay vazgeçen bir millet değiliz. Geçiş süreci kolay olmuyor. İleriye yönelik düşünmüyoruz, anlık çözümler üretiyoruz. Akıllı depo sistemleriyle ilgili sunum yaptığımız zaman ilk başlarda herkesin aklında şu soru vardı: “Ben bunu forkliftle halledebilir miyim?” Hep buna yönelik düşünülüyor. Devasa firmalar maliyet hesabını yapamıyor: Yıllık lojistik gideri mesela 5 trilyon. 5 trilyon depolamaya veriyor. Niye? Yaklaşık 200 tane kiralık forklift var. Yakıtı size ait. Ayrıca işçi maliyetleri, yer maliyeti… Bunları hesaba kattığınız zaman zaten bizim projeyi 1-2 yılda amorti ediyor. Bunu yapmıyorlar. En büyük problem bizim Türk firması olmamız. Henüz daha perdelerimizi yırtamadık. Ama yavaş yavaş olacak. Sistem oluşturmak kolay değil, sistemi değiştirmek hiç kolay değil. AR-GE çalışmalarınızdan bahseder misiniz? Firma içerisinde yaklaşık 40 tane mühendisimiz var. Ama AR-GE personelimiz bunlar demiyoruz. Böyle bir ayrım yapmadık. Ben bizimle çalışan ya da iş başvurusu yapan mühendislerin hiçbirisinin özgeçmişiyle ilgilenmiyorum. Şu anda departmanımızda İTÜ’den de, ODTÜ’den de mühendis arkadaşlar var ama biz hiçbirinin özgeçmişiyle ilgilenmiyoruz. Biz ne planladıklarına bakarız. Geçmişindeki yaşadıkları, almış olduğu eğitim bir noktaya kadar. Biz zaten ona eğitimini, AR-GE kültürünü veriyoruz. AR-GE çok farklı bir durum. Eğer yatırımcı değilseniz çok da zevkli. Ama yatırımcı için hiç zevkli değil. Dünyanın en mükemmel otomotiv fabrikasının dahi şu anki çıkartmış olduğu ürünler 5 yıl öncenin tasarımıdır. Yapıp bir yıl sonra çıkarmış olsa sıkıntı yaşar, sonra ismi lekelenir. Eğer desteksiz olarak hızla büyürseniz çabuk bitersiniz. O yüzden yere sağlam basarak ilerlemeniz gerekiyor. Sektörün durumu hakkında ne söyleyebilirsiniz? Sektör şu anda forkliftle alakalı devam ediyor. Akıllı depolama sistemleri yapan yok. Sadece ürün satılıyor. Yabancı firmanın bayii burada ürün satıyor. Bakım onarım kısmında sıkıntı yok ama yazılım noktasında sıkıntı olduğu zaman mecburen Almanya’dan almak zorunda. Yani bakım-onarıma da destek sağlayamıyor. Yabancı bir firmayla birkaç projede karşı karşıya geldik. Onların çözümü bizim çözümümüze yaklaşamadı. Onlar firmaya “Yaparım ama tavanını şu kadar yükseltmek zorundasın, yeri delmek zorundasın, 16 değil 12 ton üretmek zorundasın.” gibi şartlar sunuyorlar. Firmalar artık istediklerini ve istedikleri zamanı söylüyorlar. Ne depolayacaklarının, ne kadar sürede çıkış almak istediklerinin hesabı yapılıyor. Bizim en büyük avantajlarımızdan biri de iş güvenliği. En başta iş güvenliğini sağlıyoruz. Ayrıca yer avantajımız var. 5000 m2’yi 500 m2’ye düşürüp 4500 m2 fayda sağlayabiliyoruz. Farz edelim ki bu depolama alanı organize sanayi bölgesinde olsun. Metrekare fiyatı da ortalama 500 dolar olsun. Toplamda 2.250.000 dolar. Bunu hesaplayınca ortaya devasa rakamlar çıkıyor. Üstelik bunlar sadece arsa maliyeti. Üzerine yapılan bina ve giderleri hariç.