Schneider Electric Endüstri Pazarlama Müdürü Levent Fadıloğlu: “Yeni CPU serisi ile hayal ettiğiniz her şeyi gerçekleştirebilirsiniz”

👤Röportaj: İpek Portakal / Fotoğraf: Garo Miloşyan
Makine tasarım ve otomasyon platformu; SoMachine SoMachine, makine üreticilerinin makinelerini tek bir ortamda tasarlamasına, devreye alma ve bakımını sağlamasına imkân veren, özel olarak tasarlanmış tek bir yazılım ortamı. SoMachine platformu tek bir yazılım üzerinde, tek ve komple proje dokümantasyonu ile komple çözüm yürütme olanağı sunuyor. OEM´lere yönelik yeni CPU serisi Schneider Electric yaptığı araştırmalarla makinenin ihtiyaçlarını belirleyerek, pazara çıkma süresini kısaltan, ileri insan zekası ile elektronik sistemi birleştirdiği yepyeni bir CPU serisi tasarladı. Schneider Electric Endüstri Pazarlama Müdürü Levent Fadıloğlu; yeni CPU serisi ile OEM´lerle birlikte birçok başarılı uygulama gerçekleştirdiklerini belirtti. Fadıloğlu CPU serisinin ortaya çıkış süreci ile ilgili olarak şunları söyledi: "SoMachine tamamen bir makine tasarım ve otomasyon platformu. Bugünkü makineler neredeyse tamamen elektronik. Son kullanıcıların en çok üzerinde tartıştığı konu; makinenin performansı, makinenin üzerinden verilerin toplanması. Bunların yanı sıra birçok özel istek ve ihtiyaç ortaya çıkıyor. Pazarda müşteri ihtiyaçları değişebiliyor. Hizmeti verebilmek için makinenin tasarımında değişiklik yapmanız gerekiyor. Schneider Electric buradan yola çıkarak makinecinin ihtiyaçlarını belirleyip makinenin dizayn aşamasından, imal edilip müşteriye ulaştığı noktaya kadar olan süreci kısaltmak üzere bir kurgu hazırladı ve bir seri tasarladı. Bu sadece elektronik bir sistem değil. Bu sistemde ciddi bir insan zekası var. Bir makineci bizden bir CPU kullandığı anda o makine için bir tane teknik uzman atanıyor. Türkiye’de bu sistemle yaptığımız tüm makineleri tanıyoruz. Bu bir paketleme ya da tekstil makinesi olsun farketmez. Uzman arkadaşlar makinenin kalbini biliyorlar. Müşterinin ihtiyaçlarını dinleyip en kısa sürede programını hazırlayıp veriyorlar." "Programlama platformumuzun tabanı CoDeSys ile esneklik sağlıyoruz" SoMachine içinde 6 tane farklı dilin bulunduğunu belirten Schneider Electric OEM Çözümleri Ürün Müdürü Bahar Onkardeşler de "Programlama platformumuzun tabanı CoDeSys. Bu büyük esneklik sağlıyor. Programcı CoDeSys alt tabanlı herhangi bir yazılım öğrendiği zaman farklı markalardan da olsa aynı tabanla çalışan bütün değişik ürün ailesini programlama yeteneğine kavuşuyor." diyerek CoDeSys´in sağladığı esnekliğe dikkat çekti ve şöyle devam etti: "Kafanızda bir tasarım var; bu tasarımı programlamak istediğinizde o yazılım dilinden bağımsız oluyorsunuz. Aslında bu, hayatı kolaylaştırıyor. Makine organlarının insan organlarına benzeyen bir çalışma mantığı var. Schneider Electric uzmanları makinenin belli başlı algoritmasını kuruyor ve kullanıcıya sadece bu algoritmaları kullanmak kalıyor. Kendisi sıfırdan bir program yazmıyor. Hazır fonksiyon bloklarını çekip kullanabiliyor." Schneider Electric OEM Çözüm Merkezi Müdürü Yaşar Bağlan ise konuyla ilgili olarak "Çeşitli sektörlerin çeşitli majör uygulamaları var. Bu uygulama örneklerinde nelerin yapılması gerektiği zaten bilindiği için hazır fonksiyon blokları ürünün içerisine adapte edilmiş, kütüphanesinin içine konmuş durumda. Size sadece ilgili kütüphanenin içindeki ilgili fonksiyon bloğunu kullanmak düşüyor. Yani birçok şeyi bir anda yapabilir hale geliyor." açıklamasında bulundu. "Laboratuarlarda test edip örnek mimari çıkartıyoruz" Levent Fadıloğlu, müşteriye Schneider tasarımını kullandıkları takdirde %100 çalışma garantisi verdiklerini vurgulayarak "Makinenin tasarımı ve programlanması sırasında; çalışır mı, sıkıntı yaşar mıyım endişesini üzerinizden atmış oluyorsunuz." dedi. Ürünleri müşterilere vermeden önce laboratuarlarında test ettiklerini ve örnek mimari çıkarttıklarını dile getiren Fadıloğlu, bu konuda da şu açıklamada bulundu: "Biz müşteriye bu tasarımı kullandığı takdirde bu sistemle %100 çalışacak garantisi veriyoruz. Yani var olan tasarımları lego gibi seçerek, üzerine fonksiyon bloklarımızı ve kendi bilgilerimizi ekleyerek makinenin bütün dönüşümünü 20 günde yapabiliriz diyoruz." "Teknik ekibimiz makineciyle aynı dili konuşuyor" Ekibin içerisindeki teknik elemanların çeşitli rolleri olduğunu ifade eden Yaşar Bağlan, teknik ekibin en büyük gücünün ve hızlı iş yapabilme yetisinin iki maddeden kaynaklandığını aktararak "Bunlardan birincisi, ürünlerin gerçekten çok esnek olması ve içerisindeki fonksiyon bloklarının hayatımızı hızlandırması. İkincisi de teknik ekibimizin yoğun mekanik bilgisi ve makineciyle aynı dili konuşuyor olması. Bu durum makineci tarafında çok çabuk iletişim kurmayı, isteklerini anlayabilmelerini sağlıyor. Beraber mekanik geliştirmeler yapıyoruz ve o makinenin gerçek anlamda performansını maksimuma çıkarıyoruz. Biz başarılarımızın ve yapacaklarımızın farkındayız. Söylediğimizin arkasındayız." dedi. "Müşteri için fark yaratıyoruz" Müşteri memnuniyetine çok önem verdiklerini belirten Fadıloğlu; müşterilerinin de kendi rakiplerinden farklılaşmaya çalıştıklarını, dolayısıyla Schneider olarak müşteriye sağlayacakları katma değerin peşinde olduklarını vurguladı ve şöyle devam etti: "Makinecilerimizle birlikte bazı yenilikleri deniyoruz. Örneğin ne tür bir uygulama yaparsak makinenin verimliliğini, hızını, enerji verimliliğini, enerji tasarrufunu artırabiliriz? Bizim bildiğimiz bazı yöntemler var; bu yöntemleri uyguluyoruz. Makine imalatçılarımızın da önerileri oluyor, onları da dikkate alıyoruz. Ekibin zamanının %80’i, makine imalatçısının yanında geçiyor. Sahada bire bir müşterinin yanında çalışan bir ekibimiz var." "CPU serisiyle fiyat-performans ölçütünü sağlıyoruz" Müşteri için dünya klasmanında bir makine imal etmenin önemli olduğunu ve bunun için de çok ciddi bir fiyat-performans ölçütü olduğunu dile getiren Fadıloğlu, "İtalyan, Alman makineleriyle rekabet edebiliyor olmanız lazım. Bunun için birinci kıstas, makinenin beklenen performansı yakalaması; ikinci kıstas da, belli bir fiyat uygunluğunu sağlaması. Biz ikisine birden bakıyoruz. Burada ciddi bir fiyat-performans ölçütü var. Bunu CPU serisiyle tamamen sağlıyoruz. CPU serilerimiz, yaptığımız uygulamaya göre 100 Euro´dan başlayıp 5000 Euro´ya kadar gidebiliyor. Çok basit bir mekanik uygulama yapabilirsiniz veya bir robot kolu kontrol edebilirsiniz. Bunu tek bir yazılımla, aynı tool´ları kullanarak yapıyorsunuz. Programlayan kişinin sadece o işin uzmanı olması gerekiyor. Makinecinin bunun dışında servis beklentisi de var. Satış sonrası destek için global bir networkumuz bulunuyor. Herhangi bir yerde bir sorun yaşandığı zaman, bu sorun en yukarı düzeyde ele alınıyor. Çözülebilecek bir problem ise burada hızlı bir şekilde çözülüyor; değilse yerine gidiliyor. Test edilmiş mimariler olduğu için çoğu zaman sorun çıkmıyor." dedi."Uluslararası servis noktasının çokluğu ve kalitesi çok önemli" Makine imalatçılarının yoğun miktarda dünyaya satışından dolayı özellikle servis yönünü geliştirmenin çok önem kazandığını ifade eden Yaşar Bağlan bu noktada uluslararası servis noktasının çokluğu ve kalitesinin önemli hale geldiğini belirtti ve konuyla ilgili şunları söyledi: " Makinecinin servis vermesi zamanında teknik ekibi göndermesi ya da bizim buradan oraya gitmemiz zaman alıyor. Bu durumda yapılan en doğru hareket en yakın lokasyondan teknik ekibi göndermek. Bu Amerika olabildiği gibi Afrika’nın değişik ülkeleri de olabiliyor. 3 gün içerisinde örneğin Afrika’daki herhangi bir ülkeye Schneider yetkili personeli ulaşıyor. Makineyi baştan aşağı test ediyor, ilgili parçalara bakıyor, sorun teşkil eden yerleri çözüyor. Biz de bu arada kendileriyle sürekli haberleşir durumda oluyoruz. En hızlı sürede en yakın coğrafyadan getirilen yerel ekip çok faydalı oluyor. Uluslararası servis noktasının çokluğu ve kalitesi önemli hale geliyor." "Türkiye’de ekibimiz beş bölgeye yayılmış durumda" Bağlan, Türkiye’de beş bölgeye yayılmış teknik servis ekipleri olduğunu dile getirerek "Bu lokasyonlar Adana, Ankara, İzmir, İstanbul ve Antep. Dolayısıyla bu bölgeler içerisinde eğer herhangi bir makinecinin herhangi bir noktada yardıma ihtiyacı olursa en yakın noktadaki arkadaşımız gidip hızlıca müdahil olabiliyor. Örneğin makine fabrikaya kurulmadan önce son derece performanslı çalışıyor olabiliyor fakat çevresel gürültü, topraklama ve bunun gibi diğer dış etkenlerden kaynaklı bir takım durumlar varsa, bire bir sahada şartlar incelenerek makinenin hızlıca devreye alınması sağlanıyor. Bu çok önemli. Ürünü alıp servis noktasına getirdiğinizde aynı şartları simüle edemediğiniz için o cihaz orada normal çalışıyor. Sahada yerinde görmüş olmak doğru tespit ve doğru çözüme ulaşmak açısından çok önemli." dedi. "Artık tek bir proje dosyası var" Eskiden bir makinenin içinde hız kontrolü için ayrı, PLC için ayrı, operatör paneli için dört-beş tane farklı yazılım koştuğunu ifade eden Fadıloğlu, "Artık böyle bir konu kalmadı. Bizde tek bir proje dosyası var. Makinenin herhangi bir noktasından kablonuzu taktığınız anda otomasyon sistemine, ulaşabildiğinizi hayal edin. Şu anda bu gerçek. Bakımcımız makineye tek bir noktadan bağlandığı zaman hem PLC’ye hem driver’a vb. ulaşabiliyor. Bu da oturduğunuz yerde tüm sorunları giderme imkanı sağlıyor. Bu, sistemle beraber gelen bir avantaj. Teknoloji artık çok ilerledi. Tüm CPU’larda usb üzerinden bağlanabiliyorsunuz. Yazılımda know how çok önemli. Makine imalatçısının yaptığı yazılımı içinden başkası çekemez. Bu özel yöntemlerle makine imalatçısının yaptığı yazılımın kopyalanmasını engellemiş oluyoruz. Buradan sonra size makinenin zekasını nereye yerleştireceğiniz kalıyor. “Benim makinem küçük, bunu operatör panelinin içine koymak istiyorum” diyebilirsiniz. Kendi içinde CPU’su entegre operatör panellerimiz var, böylece yer tasarrufu sağlıyorsunuz." diyerek şöyle devam etti: "Vinçte, paketlemede, tekstilde, pompada, metal işleme vb. uygulamalarda tamamen özelleştirilmiş uzmanlıklarımız var. Müşterilerden aldığımız geri dönüşümlerle de ürünlerimizi geliştiriyoruz. Müşterilerin beklentilerine göre özellikleri seçtiğiniz zaman, en optimum ve en iyi fiyattaki ürünü almış oluyorsunuz." "Ekibimizle çok hızlı hareket edebiliyoruz" "Makine üreticileri genel olarak kendi makinesinde özelleştirdiği kısmın diğer insanlara iletilmemesini bekler; haklı olarak, her üreticide olduğu gibi. Elde ettiğimiz çalışmanın hiçbir öğesini başka hiçbir makinede göstermiyoruz, uygulamıyoruz. Her makinecinin üç aşağı beş yukarı üretilmesi gereken özel bir know-how’ı varsa bizim teknik ve ticari arkadaşlar buna son derece saygılıdır. Aynı uygulamaya aynı uygulamacıyı göndermiyoruz." diyerek kopyalamanın önüne geçtiklerini bir kez daha vurgulayan Yaşar Bağlan; çok hızlı hareket edebildiklerini sözlerine ekleyerek şöyle devam etti: "İki gücümüz var; biri çok hızlı hareket edebilmemiz. Makineyi ve programı mümkün olan en hızlı zamanda harekete geçiriyoruz. Bunu yaparken de mevcut yapımızın içerisine kendi içimizdeki teknik personelin yanı sıra bayilerimizi de kattık. Bayilerimizle hem sahada hem içeride birtakım çalışmalarda bulunuyoruz. Bu arkadaşlar hem eğitim departmanı hem de teknik arkadaşlar tarafından destekleniyor. Kısacası bugün gücümüz sadece Schneider Electric´in içindeki teknik arkadaşlar değil bayii organizasyonu içine akuple ettiğimiz yine teknik arkadaşlardan oluşan ekibimiz. Bu güç ulaşılabilirliğimizi son derece artırıyor." "Sistemleri ücretsiz eğitimlerle müşterilerimize öğretiyoruz" Eğitim konusuna da çok önem verdiklerini vurgulayan Levent Fadıloğlu, "Bu sistemleri ücretsiz eğitimlerle müşterilerimize öğretiyoruz. Şu ana kadar bu sistemle ilgili bin üzerinde kişiyi eğittik. Bu konuda çok fazla talep var. Aynı eğitim kapsamı içerisinde teknik liselerde kurduğumuz laboratuarlarla da elimizden gelen tüm desteği veriyoruz." diyerek başarılı olan ve gerçekten sahada olmak isteyen öğrencileri teknik ekipleriyle buluşturduklarını ve part-time çalışma imkanı yarattıklarını belirtti. Fadıloğlu, "Part-time olarak bizde başlayan daha sonra bir şirkette veya makinecilerde devam eden çok örneğimiz var. Üniversitelerden gelen insan kaynağından hem bizim şirket hem de makine imalatçıları fayda görüyorlar." dedi. "Makine imalatçılarına vizyon kazandırıyoruz" Yaşar Bağlan makine imalatçılarına vizyon kazandırdıklarını belirterek konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu: "Belirli bazı periyotlarda makineciler için düzenlediğimiz etkinlikler oluyor. Makine imalatçılarına sadece mekanik tasarım ya da elektrik tasarımı konusunda yardım etmiyoruz, aynı zamanda onlara vizyon kazanma konusunda da destek sağlıyoruz. Örneğin ihracat konusu için bazı firmalara etkinlikler yaptık. Seçilmiş makine imalatçılarına iktisadi konularda, 2013’te 2050’de Türkiye’nin nerelere gelebileceği konusunda, hangi konulara yatırım yapılması, hangi işlerin ön plana çıkabileceği gibi vizyon kazandıracak, ekonomik, dünya ve iş trendlerini anlatacak çeşitli etkinler yaptık ve yapıyoruz. Bunun yanı sıra bu makine imalatçıları için yurt dışında düzenlediğimiz global etkinlikler var ve bu etkinliklere makine imalatçıları ile birlikte gidiyoruz. Makineciler yurt dışında, çeşitli ülkelerden gelen kendi sektöründen firmalarla bir araya gelme imkanı ve birlikte iş geliştirme fırsatı buluyor. Ayrıca çözümlerimizin Ar-Ge’sini yapan ve bu çözümleri çıkartan ekibimizle bire bir tanışır hale geliyor, beklentilerini, isteklerini birebir anlatıyorlar." "SoMachine çözümleri ile 100 binden fazla çalışan makine" Yüzde yüz başarı hedefiyle işi bitirdiklerini vurgulayan Levent Fadıloğlu, "Bu CPU’ların kullanıldığı otomasyon sistemlerinin dünyada 100 binden fazla uygulaması var. Yüzde yüz başarı hedefiyle işi bitirip çıkıyoruz." diyerek Türkiye´nin parlayan ülkelerden birisi olduğuna dikkat çekti ve devam etti: "Çok ciddi ivme katettik. Dünyadaki gözde üç-dört ülkeden birisiyiz. Bizim şöyle bir avantajımız var; Türk makine imalatçısının talebini doğrudan Ar-Ge’ye iletiyoruz ve buna göre bir sonraki ürünler geliştiriliyor. Yani burada bizim de katkımız var. Satışlara adetsel olarak baktığınızda katlanarak gittiğini görüyorsunuz. Özetle hayal ettiğiniz şeyi yapamayacak bir durum kalmadı artık. "