Siemens Ulaşım ve Lojistik Sistemleri Bölüm Direktörü Cüneyt Genç: “Faaliyet gösterdiğimiz tüm sektörlerde enerji verimliliği odaklı ürünler geliştiriyoruz”

👤Röportaj: İpek Portakal
Türkiye’nin başta raylı ulaşım olmak üzere bu sektördeki gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye, ulaşıma son yıllarda önemli oranda yatırım yapıyor. Bu yatırımlarda eskiden karayolları baştayken artık demiryolları liderliği devralmış durumda. Yüksek hızlı trenler, şehir içi yeni raylı ulaşım hatları ve Marmaray şu an gündemdeki konular. Diğer taraftan bölünmüş yollar, İzmit körfez geçişini sağlayacak köprüyü de içeren Gebze-Orhangazi-İzmir otoyolu gibi projeler için de çalışmalar sürüyor. Ayrıca Türkiye’nin kuzeyindeki şehirleri güneydeki şehirlerle birleştirecek olan yeni yolların yapımı için de hazırlıklar devam ediyor. Tüm bunların arkasında ise Türkiye’nin güçlenen ekonomisi bulunuyor. Ülke içi ticari hareketliliğin yanında ihracatı sağlayan limanlara ulaşım da, ulaşıma yapılan yatırımların başlıca nedenleri arasında bulunuyor. Tüm bunları bir araya getirdiğinizde 2023 yılına kadar 34 milyar Euro’luk yatırım yapılacak olmasının da gerekçeleri ortaya çıkıyor. Bu yatırımın karayollarındaki karşılığı ise 2277 kilometrelik mevcut otoyol ağına ilaveten 5550 kilometre yol yapılması ve bölünmüş yolların 36 bin 500 kilometreye çıkartılması. Raylı ulaşım tarafına baktığımızda ise Türkiye’nin farklı bölgelerindeki yeni demiryolu yatırımları ile Marmaray projesinin gündemde olduğunu görüyoruz. 2013 Ekim ayında devreye alınması planlanan bu yatırım, yalnızca Türkiye’nin değil dünyanın da en önemli projelerinden biri. Özetlemek gerekirse her iki alanda gelişimi artan konular söz konusu ve Türkiye’nin ekonomik büyümesinden daha hızlı yatırımlar gündemdeki yerini alacak. Siemens’in Türkiye’deki ulaşım sistemine olan katkıları neler? Hazırlığı süren hangi projelerde Siemens’in imzası bulunuyor? Bugüne kadar özellikle Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM) yürüttüğü tünel projeleri ile çeşitli belediyelerin raylı ulaşım yatırımlarında söz sahibi olduk. Örneğin Karadeniz Sahil Otoyolu üzerinde bulunan Espiye-Sarp Tünelleri’nin tünel otomasyonunu gerçekleştirdik. 350 kilometrelik bir güzergâhta, toplam uzunluğu 30 kilometreyi bulan 29 adet tünel ve bu güzergahın orta noktasında bulunan kontrol merkezini hayata geçirdik. Bu merkez, birbirlerinden coğrafi olarak bu denli uzak tünelleri 7/24 kontrol ediyor. Ayrıca proje kapsamında enerji temininden otomasyonuna, güvenlik sistemlerinden haberleşme altyapısına, hatta sulu yangın söndürme çözümlerine kadar tüm aşamaları eksiksiz olarak tamamlayıp çalışır durumda teslim ettik. Benzer bir tünel otomasyonu çalışmasını İzmir-Aydın Otoyolu üzerinde bulunan Türkiye’nin en uzun tüneli olan Selatin Tüneli için de yaptık. Raylı ulaşım tarafına baktığımızda ise belediyeler için yaptığımız tramvay ve metro sistemlerinin elektrifikasyon ve sinyalizasyon sistemleri öne çıkıyor. İstanbul’da Hacıosman-Şişhane metro hattındaki Seyrantepe ve Taksim istasyonlarındaki kontrol merkezlerinin kurulumu, havalandırma, elektromekanik ekipmanlardaki arızanın algılanması, alarm görüntüleme, yangın algılama ile duman tahliyesi veya kaçış yolu senaryolarının yönetimi ve izlenmesi gibi süreçlerin sorunsuz işlemesini sağlıyoruz. Ayrıca İstanbul dışında Bursa, Gaziantep, Kayseri ve Konya gibi farklı şehirlerdeki raylı sistemlerde de yine Siemens ürün ve teknolojileri kullanılıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi, Durmazlar Holding ve Siemens işbirliğiyle geliştirilen, Türkiye’nin sertifikasyon sürecini tamamlamış ilk tramvayı İpekböceği’nde Siemens’in kendini kanıtlamış raylı sistemlere yönelik elektrik motoru ve teknolojik aksamları kullanılıyor. Türkiye’nin gündemindeki bir diğer konu ise hızlı trenler. Yurtdışında farklı projeleriniz olduğunu biliyoruz. Türkiye’de hızlı trenlerin hayata geçmesi aşamasında ne gibi destekler sunabiliyorsunuz? Hızlı tren ve hızlı tren üretimindeki geçmişimiz 1981 yılında başladı. O dönemde şehirlerarası ulaşıma yeni bir boyut katan hızlı trenlerimiz bugün adeta uçaklarla yarışan ve saatte 400 kilometre hızın üstüne çıkabilen Velaro hızlı trenimiz ile çeşitlenmiş durumda. Gerek Velaro, gerekse ICE hızlı trenlerimiz bugün Almanya’dan İspanya’ya, Rusya’dan Çin’e kadar dünyanın dört bir yanında kullanılıyor. Dünyanın operasyonda olan en yüksek sürate ulaşabilen Velaro trenlerimiz raylı sistemlerde sahip olduğumuz 130 yıllık tecrübenin günümüzde ulaştığı en üst noktayı temsil ediyor. Ulaşım sistemlerinde enerji verimliliğine yönelik ne gibi çözümleriniz bulunuyor? Siemens olarak faaliyet gösterdiğimiz tüm sektörlerde enerji verimliliği odaklı ürünler geliştiriyoruz. Bugün, portföyümüzde Velaro hızlı trenlerimiz haricinde frenleme sırasında oluşan enerjiyi depolayarak yeniden kullanıma sunabilen tramvaylarımız, %98 oranında geri dönüştürülebilen Vectron isimli lokomotiflerimiz de bulunuyor. Velaro hızlı trenlerimiz özel aerodinamik tasarımlarıyla bir önceki nesil ürünlere oranla daha hızlı hareket edebilmesine karşın yüzde 10 daha az enerji tüketimiyle yetiniyor. Diğer taraftan raylı ulaşımdaki otomasyon sistemlerinde de aynı mantıkla hareket etmeyi sürdürüyoruz. Berlin ve Paris gibi dünyanın en büyük metropollerinde kullanılan TrainguardMT çözümümüz, sahip olduğu yetenekleri modern otomasyon sistemleriyle birleştirerek sürücüsüz trenlerin kullanımını sağlıyor ve bu sayede sefer aralıkları başta olmak üzere pek çok konuda verimlilik artışının yolunu açıyor. Karayolu ulaşımındaki enerji verimliliği çözümlerimize bakıldığında ise ELFA adlı hibrid sistemler öne çıkıyor. Mevcut dizel araçlara hibrid özelliği kazandıran bu sistem sayesinde yakıt tüketiminde ve karbondioksit salınımında %30’lara varan tasarruf elde edilebiliyor. Bu sistem halen TEMSA’nın Avenue Hybrid modelinde kullanılıyor. Ayrıca bu yılın sonuna kadar BMC ve Güleryüz’ün hibrid araçlarının da trafiğe çıkması hedefleniyor. Son dönemde üzerinde çalıştığımız ve Almanya’da test çalışmaları süren eHighway projesi ise lojistik süreçlerini doğrudan etkiliyor. Bu sistemde otoyolun belirli kısımlarında sağ şeride yerleştirilecek elektrik hatları bulunuyor. Uygun donanımı bulunan bir kamyon bu bölgeye geldiğinde şoför kabininin üst kısmındaki mekanizma açılıyor ve sensörler vasıtasıyla, araç hareketini sürdürürken ihtiyaç duyduğu enerjiyi alıyor. Alınan enerji ELFA sistemi aracılığıyla aracın bir elektrikli araç gibi hareket etmesini sağlayarak yakıt ve emisyon oranlarını düşürüyor. Başta İstanbul olmak üzere büyükşehirlerde trafik sorununun çözümü için önerilen yöntemlerden biri de Akıllı Trafik Sistemleri. Siemens’in bu alanda ne gibi çözümleri bulunuyor? Altyapı ve Şehirler sektörümüz bünyesinde sunduğumuz ulaşım çözümleri içinde Akıllı Trafik Sistemleri’nin özel bir yeri bulunuyor. Bu sistemler, şehir genelinde kurulan kameralar vasıtasıyla gözlem yapılmasını, oluşturulan kontrol merkezinden şehir genelinde trafiğin izlenmesi ve yönetilmesini, trafik sıkışlığının oluştuğu yerleri önceki bağlantılı kavşakların durumunu da analiz ederek sinyalizasyon sistemlerini yönetmeyi içeriyor. Bu sistemin etkinliğini artırmak ve trafiği azaltmak adına yerel yönetimlere toplu park alanlarının yerleşimi, toplu ulaşım sisteminin özel araç kullanımıyla entegre edilmesi gibi konularda da destek veriyoruz. Geçmişte İzmir’de hayata geçirdiğimiz Kent Güvenliği Yönetimi Sistemi gibi projeler, Akıllı Trafik Sistemleri’nin tamamlanması için de kritik rol oynuyor.