Başa Dön

Akışkan Gücü Derneği (AKDER) Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Dalkıran: “Makine imalatı geliştikçe hidrolik pnömatik ihtiyacı da artıyor”

Röportaj: İpek Portakal / Fotoğraf: Garo Miloşyan

AKDER 27 Ocak’ta yeni yönetimini belirledi. Yönetim Kurulu Başkanlığına ise Fikret Dalkıran seçildi. Sektörün ihtiyaç duyduğu standartları oluşturma aşamasında olduklarını vurgulayan Dalkıran, sektörün 2011 yılını büyüme ile kapattığını, pazarın büyüklüğünün ise 400 milyon euro civarında olduğunu söyledi. Sektörün en büyük sorununun sertifikalı teknik eleman eksikliği olduğunu belirten Dalkıran, eğitim konusunu önemsediklerini ve mutlaka sertifikalı eleman yetiştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Öncelikle yeni görevinizden dolayı sizi tebrik ederiz. AKDER’in yeni yönetim dönemindeki çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz? Planlarınız neler?
Bildiğiniz gibi 27 Ocak’ta genel kurulumuzu ve seçimlerimizi yaptık. Yeni yönetimimizi ve kurullarımızı belirledik. Şubat ayında da bir yönetim kurulu toplantısı ile çalışacak komitelerimizi oluşturduk. Bu çerçevede 9 komite ortaya çıktı. Bu komitelerdeki arkadaşlarımız 2 yıllık planlarını yapacaklar. AKDER´de 2 yılda bir yönetim değişiyor. Bu komitelerden ilki eğitim komitesi. Burada 5 arkadaşa görev verdik. Eğitim konusundaki çalışmalarımızı geliştirecekler. Yatırımlar komitemiz de gelecekle ilgili ne tip yatırımlar yapabilece konusundaki planlarını ve düzenlemelerini gerçekleştirecek. Standartlar komitesini kurduk. TSE ile birlikte çalışıyoruz. Sektörümüzün ihtiyaç duyduğu standartları oluşturuyoruz, tercümelerini yapıyoruz. Yeni standartları ikame ediyoruz. Standart komitemiz bu yöndeki çalışmaları yapacak. Ayrıca istatistik komitesi kurduk. AKDER olarak, Avrupa Akışkan Gücü Dernekleri Komitesi CETOP üyesiyiz. CETOP her ay bizden Türkiye ile ilgili istatistiki rakamları ister. Onları derleyip, toparlayıp bildiririz. İstatistik komitemizde de 5 arkadaşımız görevli. Fuarlar komitemizi oluşturduk. Biz ilk defa bu yıl WIN Fuarı organizatörleri ile iş birliği içindeyiz. Bu komitemiz sektörümüzle ilgili fuarlarda ve WIN Fuarı’nda etkinlikleri daha fazlalaştırmak ve etkili hale getirmek için çalışmalar yürütecek. Mali destek komitesi kurduk. Bu komite de derneğimizin faaliyetlerini yerine getirebilmek için ihtiyaç duyulan finansmanı bulma konusunda çalışmalar yapacak. Kitap hazırlama komitesi kurduk. Eğitim kitaplarını hazırlayacağız. Üyelerimize yönelik bir bülten yayımlamayı da düşünüyoruz. Bir de teknik işler komitesi adı altında bir komite kurduk. Sektörümüzün tamamı derneğimizden üretim, ithalat, ihracat konularında teknik destek istiyor. Bu komitemiz bu isteklere cevap verilebilmek için çalışmalar yapacak. Son olarak da tanıtım komitesini kurduk. Tanıtım komitesinin başında eski başkanımız Mehmet Kurtöz bulunuyor. 5 kişilik bir komite yine. Derneğimizi daha iyi tanıtabilme yönündeki çalışmaları yürütecekler.

AKDER’in üniversitelerde ve meslek liselerinde hidrolik ve pnömatik konularında eğitim çalışmaları olduğunu biliyoruz. Bu konudaki gelişmeleri anlatır mısınız? UAGEM´deki (Ulusal Akışkan Gücü Eğitim Merkezi) çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz? Yeni merkezler oluşturulması gündemde mi?
İSOV İstanbul Sanayi Odası Vakfı Akatlar Mesleki Eğitim Merkezi’ndeki UAGEM Ulusal Akışkan Gücü Eğitim Merkezi, çalışmalarını yoğun şekilde sürdürüyor. Bildiğiniz gibi hem İstanbul’da hem de Ankara’da birer merkezimiz var. Merkezimizle ilgili düşüncelerimi 8-9 yıl önce, Akatlar’daki okul daha kurulma aşamasındayken Sanayi Odası başkanımıza aktardım. 20 yıldan beri İstanbul Sanayi Odası Makina ve Aksamları Komitesi üyesiyim, 3 dönemdir de başkanıyım. Daha önce de meclis üyesiydim. Meslek lisesi olması nedeniyle bu laboratuvarın bu okulda bulunması gerektiğini düşündük. Derneğimizin de böyle bir eğitim planı vardı. Sanayi Odası Vakfı Başkanımız da her türlü desteği vereceklerini belirttiler. Tamamen üyelerimizin desteğiyle bu laboratuvarı kurduk. Ortalama 20 kişinin aynı anda eğitim görebileceği setlerimiz var. 4’lü hidrolik eğitim seti, 4’lü de pnömatik eğitim seti bulunuyor. Bu eğitim setlerinde her türlü deney, uygulama yapılabilecek hidrolik ve pnömatik elemanlar mevcut. Bunu tamamen üyelerimizin bağışlarıyla yaptık. Mesela eğitim setlerini Bosch Rexroth Grubu bağışladı. Mert Teknik mobil hidrolik uygulamalarında kullanılan eğitim setlerini tedarik etti. Diğer üyelerimiz ürettikleri elemanlardan bağış yaparak destek oldular. Şu an iki merkezimiz de çalışmalarını yürütüyorlar ve eğitimlerimiz devam ediyor. Üyelerimizin ve sanayideki çalışan elemanların, özellikle mühendislerin ve bakım elemanlarının eğitilmeleri için kullanıyoruz. Haftanın belirli günlerinde okuldaki öğrenciler eğitim görüyor. Laboratuvarı ileride hem burada genişletmeyi düşünüyoruz hem de başka yerlerde. Özellikle İkitelli Bölgesi’nde bir okul bünyesinde yeni bir merkez oluşturmayı düşünüyoruz.

Şu an derneğin üye sayısı kaç? Bu sayının artması için ne tür çalışmalarınız olacak?
Şu an üye sayımız 69. Hedefimiz önümüzdeki 2 yılda bu sayıyı 100’e çıkarmak. Hedef üyelerimizi de tespit ettik. Elbette daha fazla üyemiz olsun isteriz. Ama dernek olarak bazı kriterlerimiz var ve bu kriterlere de sadık kalmaya çalışıyoruz. Arzumuz, sektördeki bütün firmaların üye olması ve kriterlere uyar hale gelmesidir.

Türkiye’de hidrolik-pnömatik sektörünün gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bugün gelinen nokta nedir?
Sektörde mühendis olarak çalışan en eski çalışanlardan biriyim, belki en eskisiyim. Hidrolik sektöründe 40 yılım geçti. 1970’li yılları düşündüğümde, hiçbir şeyin olmadığını hatırlıyorum. Bugün her şey var. Doküman var, internet var, firma ve rekabet çok. Sektörün önü o kadar açık ki bundan çok mutluyuz. Biz bir şeyleri öğrenebilmek için konuşacak, bilgi alacak kaynak, doküman bulamazdık. Yap-boz şeklinde öğrenmeye çalışırdık ve sistemleri kurarken çok zorlanırdık. Dünyadaki gelişmeler çerçevesinde Türkiye de bundan nasibini aldı. Ayrıca Türkiye’nin başka özellikleri de var. Hepsinden önemlisi Türk insanı çok kolay adapte olabiliyor. Kafasına koyduğu şeyi yapıyor, pratik zekaya sahip. Bugün Türkiye büyümesi yüzde 9.8 civarında ama makine sektörünün sadece ihracatındaki büyüme yüzde 20’nin üzerinde. İç piyasa da kendi ihtiyaçlarını yerli üretimden karşılamaya başladı. Kalitemiz geliştikçe Avrupa ürünleri azalıyor. Servis konusuna çok önem veriyoruz. Servis hizmetleri çok iyi duruma geldi ve insanların korkuları azaldı. Fiyatlarımız da hep kendimize göre. Avrupa’dan alınan makinenin fiyatı 100 ise Türkiye’den alınan makinenin fiyatı 60-70 civarında. Ar-Ge desteklerinin artması da iyi bir gelişme. Bundan dolayı sektörümüzün önü açık. Makine imalatı geliştikçe, yeni imalatçılar kuruldukça, yurtdışından çok sayıda firma da gelip yatırım yapıyor. Sonuçta firmaların hidrolik-pnömatik ihtiyaçları her geçen gün artıyor.

Sektörün büyüklüğü hakkında elinizde yapılmış istatistiki bir bilgi mevcut mu?
Sektörümüzün 2011 yılı itibariyle 400 milyon euro civarında bir pazar büyüklüğü var. Üretimlerimiz, kendi kullanımlarımız ve ithal ettiğimiz rakamlarla 400 milyon euro civarında bir pazardan söz edebiliriz.

Üretim ve ithalatı ayırırsak nasıl bir oran söz konusu?
Yüzde 50 üretim yüzde 50 ithal ürünler şeklinde ifade edebiliriz. Ama bu yüzde 50 ithalat içinde ithal edilen makineler üzerindeki hidrolik malzemeler de var. Aslında bunları ayırmak gerekiyor. Ben Türkiye’ye hidrolik-pnömatik olarak ne giriyor ve bu konuda ne üretiliyor diye düşünüyorum. İstatistiklerimiz net bir rakam vermese bile yüzde 50-50 şeklinde olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’de üretilmeyen ürün grupları hangileri?
Üretilmeyen ürün grupları özellikle yüksek teknoloji içeren elektronik parçalar, yüksek basınçlı pompalar, yön ve kontrol valfleri, basınç kontrol valfleri, servo valfler Türkiye’de bugün üretilmiyor. Pnömatik valflerin büyük kısmı üretiliyor. Baktığımızda dünyanın en büyük firmalarının Türkiye’de yatırım yaptığını da görüyoruz. Bu firmalar önemli ürünler üretiyor ve ihraç ediyorlar. Türkiye’de bu tür üretimler yapıldığı için çok mutluyuz.

Üretim olmayan ürün gruplarında gelecek dönemde yatırım bekliyor musunuz?
Aslında üyelerimizin kafasında birçok şey var. Ama bu yatırımlar çok pahalı yatırımlar. Bu yatırımları yaptığınız zaman satacak pazarınızın olması lazım. Yurtdışı merkezli büyük firmalar, -ki üyelerimiz de bu firmaların temsilciliğini yapıyorlar- dış pazarları Türkiye’de kuracakları firmalara vermiyorlar. Dolayısıyla sadece Türkiye pazarı için üretmek uygun olmuyor.

Sektörün 2011 yılı performansını nasıl değerlendiriyorsunuz? Ne kadarlık bir büyüme oldu ve bu büyümedeki kriterler nelerdi?
2011 yılı sektörümüz için iyi geçti. Sektörden ve üyelerimizden edindiğimiz bilgilere göre sektörde yüzde 20-35 arasında büyüme söz konusu. Açıkçası aynı büyüme benim firmamda da geçerli. Yani kimsenin abarttığını veya kendini iyi gösterdiğini söyleyemeyiz. Bu rakamların doğru olduğuna inanıyorum. Büyümedeki kriterlere gelirsek; iç pazar gayet iyiydi. 2008 ortalarında başlayan kriz, özellikle 2009 yılında bizi ciddi anlamda etkiledi. Bütün sektörü etkiledi. Ama bu durağanlıktan sonra, Türkiye sıkıntılarını çok hızlı bir şekilde aştı. Demir çelik sektöründe çok büyük yatırımlar oldu ve devam ediyor. Makine üreticilerinde aynı şekilde hızlı bir büyüme var. Diğer sektörlerde de önemli büyüme rakamları söz konusu. Türkiye artık hem global pazarda hem de iç pazarda iyi bir konumda. Yani geleceğimizi iyi görüyorum.

Daha çok iç pazar odaklı bir büyüme olduğu söylenebilir mi? İhracat nasıldı?
Söylenebilir. Bu büyüme yüzde 75 oranında iç pazardan kaynaklıydı. Yüzde 25´i ise ihracat artışlarından kaynaklı büyüme yaşandığını söyleyebiliriz.

2012 yılı için beklentileriniz neler?
2012 yılındaki beklentimiz; en az yüzde 20 oranında büyüme. Bu oranı gerçekleştirebileceğimizi geçen iki aydaki hareketlilikten görebiliyorum. Her ne kadar Türkiye’deki büyüme genelde yüzde 4-5 tahmin ediliyorsa da bizim sektörümüzde bu büyüme rakamı yüzde 20 civarında olacaktır.

Yine iç pazar odaklı bir büyüme mi olacak?
Genellikle yüzde 50 pay iç pazarın olacak. Ama hükümetin de sanayicimize verdiği iyi destekler var. Fuar destekleri, teşvikler vs. Türkiye’de sektör insanları artık dışarıya açıldı. Son Hannover Fuarı’na 200 kadar firma katıldı. Bu yıl daha fazlası bekleniyor. Bu ülkemiz için çok güzel bir gelişme. Bizim Ortadoğu ve Uzakdoğu çalışmalarımız devam ediyor ve bu ülkelere ihracat oranlarının artacağını düşünüyorum. Dernek olarak sektörün büyümesi için üyelerimizi her türlü harekette bilgilendiriyoruz. Sanayi odasının ve OAİB yurtdışı görüşmeleri, yabancı heyetlerin ziyaretleri gibi birçok etkinliği var. Üyelerimizi bu etkinlikler konusunda bilgilendiriyoruz ve bunlardan faydalanmalarını istiyoruz. Önümüzdeki dönemde de bu ilişkilerin artmasına yoğunlaşacağız. Çünkü Türkiye’nin potansiyeli büyük.

Sektörün ihracat rakamı hakkında bilgi verir misiniz? Önde gelen ihraç pazarları hangileri, gelecek dönemde hangi pazarlara yoğunlaşılacak?
Hidrolik pnömatik ürünlerde ihracat rakamlarımız henüz net belirlenemedi, ancak tahminlerimiz 100 milyon euro civarındadır. İstatistik komitemiz bu konuyu çalışmaktadır, pazarlarımız ise yoğunluk Avrupa ülkeleri olmasına rağmen, her ülkeye satış var.

Bu büyüme beklentileri içinde sektörün çözüm beklediği sorunlar neler?
En önemli sıkıntı teknik eleman bulma konusunda. Bunu üyelerimiz de kendi firmamız da biz de yaşıyoruz. Eğitim konusunu bu nedenle dernek olarak çok önemsiyoruz. Mutlaka sertifikalı eleman yetiştirmemiz lazım. Eğitim konusunda CETOP’la da işbirliğimiz devam ediyor. Ahmet Serdaroğlu CETOP Başkan Yardımcısı, üyemiz Tunç Atıl CETOP’un eğitim komitesi üyesi ve AKDER eğitim komitesi başkanıdır. Yani ilişkilerimiz gayet iyi. CETOP’un bir önceki dönem genel kurulu toplantısını da Türkiye’de yaptık. Bu sektörümüz için önemli bir şey. Bizim en büyük sıkıntılarımızdan biri sermaye, ikincisi eğitim ve teknik eleman. Cesaret tüm üyelerimizde var. Ama sermaye kısıtlı olunca büyük atılımlar birden yapılamıyor.

Üniversitelerde hidrolik-pnömatik bölümleri açılmalı mı sizce?
Elbette, geç bile kalındı. 1988 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Bölümü Başkanı ile görüştük. Destek istediklerini, laboratuvar ve hocaya ihtiyaçları olduğunu söyledi. Bir şeyler yapmak zorundaydık Genel Müdür Yardımcımız yıllarca hiçbir ücret talep etmeden her salı günü üniversiteye ders verdi. Benden bir şeyler istediler laboratuvarda kullanmak için, hemen temin ettik. Bunların yapılması gerekiyor. Üniversitelerde kesinlikle, en azından seçmeli ders olarak hidrolik-pnömatik dersinin olması lazım. Endüstri meslek liselerinden de 4-5 yıl önce bu ders kaldırıldı. Öğrenciler otomasyon dersi altında bunları öğreniyorlar. Eğitim komitemize görev verdik; üniversitelerle görüşecekler. Biz dernek olarak her türlü desteği vermeye hazırız. 2011 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde 60 öğrenciye cumartesi ve pazar günleri ücretsiz eğitim verdik. YTÜ’de 35-40 mühendis adayına ücretsiz ders verdik. Müracaat eden herkese de bu desteği veriyoruz. Benim eğitim bölümünden talebim, okullarda ders vermek. Çünkü teknik eleman sıkıntısı çekiyoruz, eleman bulamıyoruz. Alıp uzun süre yetiştirmek için uğraşıyoruz. İmalat yapan şirketlerde bu işler çok daha zor ve pahalı. AKDER eğitim konusunda katkı sağlamak zorundadır.

SON SAYI PDF
kapak.png