Başa Dön

art-img

Eaton EMEA Başkanı Yannis Tsavalas:“EMEA Bölgesindeki 1 Numaralı Önceliğimiz; Elektrik Bazlı Ürün ve Çözümler”

Röportaj: Müge Şenel Esatoğlu / Fotoğraf: Garo Miloşyan

Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde gelişmekte olan çok sayıda ekonomi olduğunu bildiren Yannis Tsavalas, “Ekonominin büyümesi demek o ekonomilerde elektriğe olan ihtiyacın artması ve elektrikle işleyen sektörlerin giderek daha karmaşık hale gelmesi demektir. Aynı zamanda elektrik ihtiyacının artması, kesintisiz enerji ihtiyacını da beraberinde getirmektedir. Yani buradaki endüstriler, hiçbir kesilme olmaksızın elektrik tüketebilmek istiyor. Bu gelişmeler, elektrik bazlı ürün ve çözümleri bizim için bu bölge açısından belki de bir numaralı öncelik haline getiriyor” diyor.

Eaton’ın EMEA bölgesi için geliştirmiş olduğu stratejiler konusunda açıklama yapar mısınız? Bu strateji içerisinde şirketin Türkiye’ye biçtiği rol nedir?
Bizim küresel stratejimiz; mekanik, elektrik ve hidrolik alanlarında güç yönetimi açısından müşterilerimize yardımcı olmaktır. Güç yönetimini mümkün olduğunca etkin, güvenilir, verimli hale getirebilmeyi ve aynı zamanda bu ortaya koyduğumuz stratejinin bütün sektörler ve segmentlerde uygulanabilmesini sağlamayı amaçlıyoruz. Tarım, elektrik iletim, otomotiv, kamyon, TIR, havacılık, uzay gibi sektör ne olursa olsun elektriğin etkin, etkili ve güvenilir bir şekilde yönetimini sağlama ve bunu güç yönetiminin diğer alanlarına da yayabilme konusu üzerinde ciddi olarak çalışıyoruz. Bu, sadece EMEA ve Türkiye değil bütün dünya açısından bizim ortaya koyduğumuz stratejik hedefimizdir. EMEA bölgesi özelinde ise burada çeşitli sebeplerden dolayı bazı ülkelerin ve alt bölgelerin önümüzdeki yıllarda eskisi kadar hızlı bir büyüme kaydetmeyeceğini öngörüyoruz. Mesela Batı Avrupa’daki büyümenin Rusya, Orta Doğu ya da Türkiye kadar hızlı olmayacağını öngörüyoruz. O nedenle de Türkiye, bizim büyüme stratejilerimiz açısından çok büyük bir fırsat teşkil ediyor. Biz Türkiye’de operasyonlarımızı yoğunlaştırdığımız takdirde buradaki yerel müşterilerimizin hedeflerini gerçekleştirmelerine; daha etkin ve verimli ürünler geliştirmelerine yardımcı olabileceğimizi düşünüyoruz. Dolayısıyla Türkiye, bizim açımızdan kârlı büyümeyi gerçekleştirebileceğimiz ülkelerden biridir.

Eaton, EMEA bölgesinde faaliyet alanına giren hangi sektörlere daha çok ağırlık veriliyor?
EMEA bölgesinde gelişmekte olan çok sayıda ekonomi var. Ekonominin büyümesi demek o ekonomilerde elektriğe olan ihtiyacın artması ve elektrikle işleyen sektörlerin giderek daha karmaşık hale gelmesi demektir. Aynı zamanda elektrik ihtiyacının artması, kesintisiz enerji ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Yani buradaki endüstriler, hiçbir kesilme olmaksızın elektrik tüketebilmek istiyor. Bu gelişmeler, elektrik bazlı ürün ve çözümleri bizim için bu bölge açısından belki de bir numaralı öncelik haline getiriyor. Düşük ve orta voltajlı ürünler, UPS olarak tabir ettiğimiz ürünler, ki bizim yüksek güç sistemle çalışan UPS ürünü şu anda dünyada bir numara ve %99,5 verimlilikle çalışan bir ürün ve bu bölgede çok yoğun bir şekilde tercih edilen bir üründür. Az önce de belirttiğim gibi elektrik tüketimi artıyor. Buna paralel olarak kesintisiz elektrik tüketimine olan talep de giderek yükselmektedir. Bu bölgede gelişmekte olan pek çok ekonomi var. Gerek ticari gerekse de bireysel konut ihtiyacını artırıyor. İnşaat sektörü, çok gelişmiş durumda. Liman inşaatı, havayolu inşaatı, otel inşaatı, konut inşaatı çok arttı. Bu durum, bizim çeşitli elektrik sistemleri ve devre sistemlerini bu bölgede çok yoğun bir şekilde satmamızı sağladı. Dolayısıyla elektrik sektörü, genel olarak bizim bu bölgede çok öncelik verdiğimiz alanlardan biri. Elektrikten bahsettikten sonra hidroliğe geçmek istiyorum çünkü bizim en güçlü olduğumuz alanlardan bir tanesi de hidrolik. Pompa, valf, motor aynı zamanda sıvı bağlantı elemanları, elektrohidrolik sistemler ve çözümler gibi çok farklı bir ürün ve hizmet yelpazemiz var. Bunların hepsi de aslında enerji verimliliğini artırmaya yönelik çözümler. Enerji verimliliğini artırmak, yakıt tüketimini de azaltmak anlamına geliyor. Buna tarım sektöründen bir örnek vereyim. Türkiye, Rusya, Mısır gibi gelişmekte olan ülkelerde tarım sektörünün modernizasyonu çalışmaları yürütülüyor. Türkiye’de de bunun faaliyetleri sürüyor. Artık Türk tarımında daha modern traktörler kullanılması söz konusu. Böylelikle aslında daha az enerji tüketerek daha fazla verimlilik ve rekolte elde etme hedefi de var. Türkiye’deki ve gelişmekte olan ülkelerdeki çiftçilerin enerji verimliliğini artırmak ve üretimine destek olmak için Case Holland gibi traktör üreticileriyle birlikte çalışıyoruz. Ürettiğimiz elektrohidrolik sistemler, motorlar, valfler ve pompalar yardımıyla söz konusu tarımsal üretimde yakıt ekonomisine %7-10 oranında destek olabiliyoruz. Bunun hem ekipmanın işlem açısından maliyetini azaltma gibi bir faydası var hem de emisyonları azaltma gibi bir faydası var. Emisyonlar azaltıldığı zaman sürdürülebilir tarıma da katkıda bulunmuş oluyoruz. Böylelikle müşterilerimiz açısından sürdürülebilir çözümler sağlamış oluyoruz.

Otomotiv, havacılık-uzay sektörü de yine bizim açımızdan son derece önemlidir. Petrol ve doğalgaz, madencilik, makine, OEM dediğimiz orijinal parça üreticilerinin aralarında bulunduğu sektörler de bizim açımızdan çok önemli bir müşteri tabanı oluşturuyor. Biz Eaton firmasının içindeki hem elektrik hem de hidrolik alandaki bütün kabiliyetlerimizi, yeteneklerimizi birleştiriyoruz ve gerek makine üreticilerine, gerekse orijinal parça üreticilerine komple çözümler sunmaya çalışıyoruz. Böylelikle maliyet etkin pozisyonlarını güçlendiriyoruz. Biz aslında buna yalın otomasyon ya da yalın bağlantı elemanları adını veriyoruz. Yalınlıktan kast ettiğimiz şey, müşterilerimize maksimum fayda sağlayacak verimli etkin sistemler geliştirebilmek. Şirketin içerisindeki bütün kabiliyetleri bir araya getiriyoruz; maden, makine, OEM, petrol-doğalgaz gibi sektörlerde müşterilerimize komple çözümler sunuyoruz. Mesela Türkiye, makine sektörünün çok geliştiği; orijinal parça üreticilerinin yaygın üretim yaptığı bir ülke. Yine petrol-doğalgaz arama faaliyetlerinin de yaygın olduğu bir ülke. Türkiye’deki yerel firmalar Kazakistan, Rusya, Irak gibi ülkelerde de bu alanda faaliyetler gösteriyorlar. Dolayısıyla biz hidroelektrik işimizdeki gücümüzü bu firmalarla birleştirebilirsek onların fırsatları daha doğru değerlendirmelerini sağlayabilir ve kendi açımızdan da büyüme fırsatlarını değerlendirebiliriz.

Benim bildiğim kadarıyla sadece Eaton’ın sunduğu bir teknolojiden bahsetmek istiyorum. Bu teknoloji, sadece ticari araçlarda kullanılmaktadır. Biz hem hibrid elektrik hem de hibrid hidrolik sistemleri ticari araçlar için üretebilen, tedarik edebilen tek firmayız. Bu alanda 200 milyon kilometrelik bir tecrübemiz var. Özellikle de lojistik alanda çalışan bazı firmalar, power train adı verdiğimiz bu hibrid elektrikli teknolojimizi test etti. Bunların arasında DHL, Fedex gibi firmalar yer alıyor. Aynı zamanda hibrid hidrolik adını verdiğimiz bir melez hibrid sistemimiz de var. Aynı alan için 2 farklı teknoloji geliştirmemizin nedeni farklı kamyon tiplerinin farklı türden teknolojilerin kullanılmasını gerektirmesidir. Mesela çöp kamyonlarında bu hibrid hidrolik teknolojilerin kullanılması daha uygundur. Çünkü orada güç yönetim ihtiyacı farklıdır. Bu sistemin dünya genelinde satışını gerçekleştiriyoruz ve çok olumlu geri dönüşler alıyoruz. Sürdürülebilirlik ve karbondioksit emisyon oranları, gelişmekte olan ülkelerde gittikçe önem kazanmaktadır. Bu da hibrid teknolojilerin bu ülkeler açısından önemini artırmaktadır. Sözünü ettiğiniz teknolojiler neden sadece ticari araçlar için üretiliyor?
Çünkü bu teknoloji yani hibrid teknolojiler şanzıman, motor ve hibrid sistem arasında tam bir entegrasyon gerektiriyor. Biz sadece ticari araçlar için şanzıman üretiyoruz. Binek araçlar için üretmiyoruz. Dolayısıyla bu teknolojiyi de sadece ticari araçlar için geliştirdik.

Eaton, EMEA bölgesindeki politik gelişmeler Orta Doğu’daki savaş ve Avrupa’daki ekonomik kriz gibi gelişmeler için ne gibi stratejiler geliştiriyor?
Öncelikli olarak her iki alt bölgede de yani hem Avrupa açısından hem de Orta Doğu açısından bakıldığı zaman Eaton’ın stratejisi aşağı yukarı aynıdır. Biz müşterilerimizle ve müşterilerimizin müşterileriyle sürekli dirsek teması halinde, onlarla birlikte hareket etmek; değişen parametreleri onlarla birlikte yorumlamak, onların işlerinde neye en çok değer verdiklerini onlarla birlikte analiz etmek ve başarılı olmaları için nelerin gerektiğini onlarla birlikte değerlendirmek istiyoruz. Bu değerlendirmelerin sonunda da müşterimize dönüp “Peki bu başarıyı elde etmeniz için Eaton sizin için ne yapabilir?” sorusunu soruyoruz. Eaton bünyesinde çok farklı kabiliyetler bir araya toplanmış durumda. Biz bunların yarattığı gücü siyasi ya da ekonomik buhran dönemlerinde müşterilerimize kalıcı çözümler olarak sunabiliyoruz.
Özellikle Batı Avrupa’daki ekonomik durum konusunda pek çok kişi ve kurum açısından endişe verici bir ekonomik tablo söz konusu. Ancak bu sadece Eaton’ı değil bütün ticari firmaları aynı şekilde etkileyen bir ekonomik kriz. Biz müşterilerimize ve onların ihtiyaçlarına doğru şekilde odaklandığımız, yeterince çevik ve hızlı hareket edebildiğimiz ve müşterilerin beklentileri doğrultusunda yön değiştirme kabiliyetine kavuştuğumuz sürece başarılı olmaya devam edebileceğimizi düşünüyoruz. Orta Doğu’daki gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz; Orta Doğu’da ve Kuzey Afrika’da gelişen ve büyüyen bir işimiz var. Bu işimizi daha da büyütmek için buraya kaynak aktarmaya da devam edeceğiz. Sadece Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da değil Güney Afrika’da da aynı zamanda çok başarılı giden bir Eaton işi var. Aynı zamanda Türkiye’de kurduğumuz bu iş yapısı ve Türk şirketleri, bizim Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki iş bağlantılarımızı kuvvetlendirmesi bakımından da önemli. Çünkü, Türk şirketlerinin orada çok güçlü ticari faaliyetleri var. Bu anlamda da Türkiye’yi önemsiyoruz. Bir de şunu da dikkate almak gerekiyor. Arap Baharı’ndan bağımsız olarak düşünecek olursak Orta Doğu bölgesi hala dünyanın büyümeye devam eden coğrafyalarından bir tanesi. Örneğin bu yılki gayrisafi yurt içi hasıla artışına bakıldığı zaman bu bölgede %3,5-3,6 dolayında bir büyüme oldu. Önümüzdeki 5 yıl içinde bunun biraz daha üzerine çıkması da planlanıyor. Batı Avrupa’da ise bu oran %0 hatta eksileri bulması, yani negatif büyüme bekleniyor. Böyle olduğu düşünülürse Orta Doğu bölgesi hala çok cazip bir bölge olmaya devam ediyor.

Eaton’ın global olarak, kısa ve orta vadeli planlarına kısaca değinebilir misiniz?
Önce kısa vadeli hedeflerden belki de daha doğrusu kısa vadede karşılaşabileceğimiz bazı güçlüklerden bahsederek başlayayım. Dünyanın her yerinde ekonomilerin hızlı bir değişimden geçtiğinden bahsettik. Bazı ekonomiler büyüyor, bazıları küçülüyor. Son derece çalkantılı bir ortam var. Bu noktada “Büyümekte olan ekonomilerden en azami şekilde nasıl faydalanırız? Bu büyüme dalgasından faydalanabilmek için kaynaklarımızı nasıl kaydırabiliriz?” sorularını kendimize soruyoruz. Çünkü, ekonomik ortam gerçekten çalkantılı ve müşterilerimizin ihtiyaçları da çok hızlı bir şekilde değişiyor. O nedenle müşterilerimize çok yakın olmak, onların ihtiyaçlarında meydana gelebilecek potansiyel değişiklikleri önceden hissedebilmek ve saptamak; buna uygun olarak çevik olmak, değişikliklere hızlı bir şekilde cevap verip uyum gösterebilmek bizim kısa vadeli önceliklerimiz arasında yer alıyor. Ekonomik koşulların zor olduğu bu ortamda hiç müşteri kaybetmemek hatta müşterilerimizin ihtiyaçlarına doğru cevap vererek yeni müşteriler kazanmak kısa vadede hedeflerimiz arasındadır.
Orta vadeli hedefimiz ise, az önce sözünü ettiğim büyüme trendini devam ettirebilmek ve büyüme potansiyeli yüksek olan pazarlara kaynaklarımızı aktarmayı devam ettirebilmektir.

Burada büyüme coğrafi bazlı da olabilir sektör bazlı da olabilir. Orta Doğu, Rusya ve Türkiye örneğin bizim coğrafi olarak büyüme önceliğimizin olduğu ülkeler veya bölgeler arasında yer alıyor. Sektör veya segment açısından bakıldığında ise petrol ve doğalgaz alanı, madencilik ve veri merkezleri hala çok ciddi ekonomik kaynağın aktarıldığı alanlardır. Veri merkezleri bildiğiniz gibi gerçekten çok ciddi önem kazandı. Dolayısıyla bu kritik sektörlere, segmentlere odaklanmak, bizim açımızdan çok önemli olacak. Ekonomik koşulların zorlu olduğu düşünülürse müşterilerin değişen ihtiyaçlarına yönelik ürün ve çözüm geliştirmeye devam etmek de bizim orta vadeli önceliklerimiz arasındadır. Çünkü, bir süre sonra elbette ki ekonomik koşullar ve piyasalar düzelecek ve düzelme gerçekleştiği zaman biz bu pozitif dalgadan doğru ürün ve çözümlerle doğru bir ürün portföyüyle çıkabileceğimizi düşünüyoruz. O nedenle şimdiden geleceğe yönelik ürün ve çözümlerin geliştirme adımlarını da atıyoruz.

SON SAYI PDF
kapak.png