Başa Dön

Rockwell Otomasyon Satış Müdürü Yaşar K. Haberveren: “Müşterilerimize tüm harcamalarını, her birimine özel ayrı raporlar halinde sunabiliyoruz”

Röportaj: İpek Portakal / Fotoğraf: Garo Miloşyan

Rockwell, 30 Mayıs-1 Haziran tarihleri arasında, ilki Ankara, ikincisi İstanbul’da olmak üzere toplam 4 adet workshop ve 1 seminerden oluşan özel bir program düzenledi. Türkiye’nin farklı bölgelerinden bayi ve son kullanıcıların katıldığı workshop’un özelliği, katılımcıların doğrudan Rockwell ürünlerini kullanarak ilerlemeleri oldu. Katılımcılar, kullanım sırasındaki her türlü sorunlarını yurtdışından gelen Rockwell yetkilileri ve Rockwell Türkiye yetkilileri ile birebir çözerek çalıştı. Rockwell Otomasyon Sistem ve Çözüm Departmanı Türkiye Satış Yöneticisi Enzo Sorrentino, Güç, Enerji Sistemleri ve Çözüm Bölümü Teknik Danışmanı, EMEA Gerard O’Connell ve Rockwell Otomasyon Satış Müdürü Yaşar Haberveren’den program çerçevesinde verdikleri seminer öncesi görüşerek bilgi aldık.

Düzenlediğiniz bu etkinliğin kapsamından biraz söz eder misiniz?
Yaşar K. Haberveren: Ben 2000 yılından beri enerji tasarrufu konusunda çalışıyorum. 2000’li yılların başında bununla çok fazla ilgiliydim, kimse üzerine düşmüyordu ama son 6-7 senedir herkesin gündeminde olan bir konu haline geldi. Herkes çalışmalarını lokal ya da belli bir konu üzerine yapıyor. Geneli gören çok az firma var. Bu kişisel olarak beni heyecanlandıran bir konu. Çünkü herkes şu an enerjide tasarruftan bahsediyor. Tasarruf yapabilmeniz için bir defa ne harcadığınızı biliyor olmanız gerekir. Türkiye’de 3-5 tane firmayı geçmeyecek düzeyde böyle bir durum var; kimse ne harcadığını, ne kullandığını bilmiyor. Son senelerde bilinç arttı ama tasarruf bazı noktalarda yapılıyor. Çeşitli çalışmalar var ama bizim yapmak istediğimiz bir fabrikanın ne harcadığı kadar, nerede, ne gibi ekstra harcamalar yaptığını göstermek. Bugün burada Rockwell Otomasyon’un faaliyet alanlarından biri olan enerji izleme sistemiyle ilgili bilgiler verilecek, workshop çalışmaları yapılacak. Şöyle çarpıcı bir örnek verebilirim: Fabrikanızda 3 tane aynı hattınız varsa, harcadığınız enerji konusunda aylık, haftalık ya da günlük olarak nasıl bir rapor istiyorsanız verebiliyoruz. Hangi hattın daha fazla enerji harcadığını size gösteriyor, verileri toparlayıp size rapor olarak sunabiliyoruz. O zaman siz de hepsinde aynı lastiği üretirken bir makinede niye daha çok enerji harcadığınızı, bunun nereden kaynaklandığını biliyorsunuz ve buna direkt olarak müdahale etme şansınız oluyor.

Sonuçta bunların hepsi birim maliyetinizi etkileyen konular. Kör uçuş yapmıyorsunuz. Kendinizi bilerek “Nerede ne gidiyor, burada delikleri nasıl kapatabilirim” sorularının cevaplarını bu programlar sayesinden öğreniyorsunuz. Bundan dolayı bence çok önemli… Bu konuları devlet de destekliyor; EFF1 üzerine yoğunlaşmaya çalışıyorlar. Cezalar uygulanıyor, teşvikler de bir taraftan sağlanmaya çalışılıyor. Tasarruf herkesin artık bilinçli olduğu bir konu. Bu nedenle bugün buraya davetli olan katılımcılar arasında tesis bazında bir ayrım yapmadık çünkü bu her fabrikada ihtiyacınız olan bir konu.

Siz bu noktada tesislere yol gösteriyorsunuz. Tesiste öncelikle nasıl bir mühendislik çalışması yapıyorsunuz?
Yaşar K. Haberveren: Bizim sunduğumuz software’de sahadan dataları toplayıp bunu sizin istekleriniz doğrultusunda bir raporlama yapıp teslim edebiliyoruz. Web tabanlı bir sistem, raporları haftalık ya da aylık olarak kişilere özel hazırlıyor. Yani herkese aynı rapor gitmiyor; finansın raporu farklı, bakımcının raporu farklı, fabrika müdürünün farklı… Çünkü her birimin beklentisi, görmek istediği şeyler farklı. Fabrika müdürü verimliliği, bakım müdürü ne kadar hava harcandığını, finans ne kadar fatura geleceğini görmek istiyor. Biz ürünümüzle bunu da söyleyebiliyoruz. Bir tahmin oluşturup size gelecek su faturası, elektrik faturası tutarları gibi dataları sunabiliyoruz.

Kişilerin web üzerinde programa girip, kendi istediği raporu alması için zaman kaybetmesini istemiyoruz. Herkesin istediği raporları kişilere göndererek uzmanların bakmak istediği, merak ettiği konuları masasına koyuyoruz. Üzerinde durduğumuz en önemli konulardan bir tanesi bu. Diğer rakiplerimizden farklı olarak, bunu müşterideki dönüşlere dayanarak söylüyorum, birçok database’den çalışabiliyoruz. Tek bir database’e bağımlı olmak ya da ayrı bir sistem kurup oradan dataları almak gibi bir sıkıntımız da yok. Herhangi bir noktadan o bilgileri çekebiliyoruz, hatta firmaların 2-3 farklı database’leri olabiliyor; o database’lerden o bilgileri alabiliyoruz. Yine birebir müşteri dönüşlerinden söylüyorum; programlama yapımızdan her gösterdiğimiz kişi çok memnun kalıyor.

Peki Türkiye’de bu konuda karşılaştığınız bir zorluk var mı?
Yaşar K. Haberveren: Ürün olarak, program datalarının alınabilmesi için sahada da o ekipmanların, o bilgilerin toparlanıyor olması lazım; bu Türkiye’de halihazırda bir eksiklik. Her noktada bu bilgileri toplamanız çok zor. Belki de en büyük maliyetlerden biri bu. Yoksa aslında software’in maliyeti, her fabrikanın bütçesinden ayırabileceği bir değer. Önemli olan ne kadar su, hava, enerji harcadığınız ve neyi görmek istiyorsanız o dataları o makineden toparlayabiliyor olmanız. Makineden toparlayamıyorsanız benim de yapacağım fazla bir şey olmuyor. Belki de en çok paranın harcanacağı yer bu kısım. Biz Rockwell olarak orada da çözümlerimizi müşterilerimize sunuyoruz. Ama illa bizim çözümlerimizle ilerlemek zorunda değiller. Bizim için alt tarafta çalışan ekipman bazındaki ürünlerin ne olduğu çok da önemli değil. Ethernet şu an bizim en çok üzerinde durduğumuz haberleşme şekli. Biz Ethernet üzerinden database’imize çıktıktan sonra altta yerli bir firma ürünü, benim rakibimin ürünü ya da benim ürünümü kullanmış, çok da önemli değil. Biz yeter ki o datalara ulaşabilelim. Akabinde programımızın artı değerlerini ortaya koymak, bizim açımızdan en kolay kısım.

Yani sisteminiz başka marka ürünlerle de uyumlu...
Yaşar K. Haberveren: Tabii ki. Her türlü PLC ile, Ethernet’e çıkabilen ya da Modbus’a çıkabilen ürünlerle uyumlu. Biz Rockwell olarak, olabildiğince açık protokoller üzerine gidiyoruz. Ethernet de bizim için gelecekteki haberleşme standardımız; halihazırda zaten standardımız da bu, her geçen gün üzerine yatırımlar yapılıyor ve Ethernet birçok fabrikada artık her noktada kullanılıyor. Güvenlik anlamında bazen kişilerin soru işaretleri olabiliyor ama bu esasında endüstriyel Ethernet olmuş oluyor; daha farklı bir yazışma dili. Dolayısıyla standart IT’nin kullandığı Ethernet’i de etkilemiyor, bunları da ifade ediyoruz kişilere; bilmeyenlere anlatmaya ve onları aydınlatmaya çalışıyoruz. Bu Ethernet ağı birçok fabrikada kurulmaya başlandı. Ona ulaştığınız sürece, o bilgilere ulaşmak da çok rahat oluyor. Öyle bir ağınız varsa zaten fabrikada sadece ona müdahil oluyorsunuz ve alacağınız bir IP ile bütün sistemi görebiliyorsunuz. Bu hakikaten haberleşme konusunda işi çok basitleştiren bir konu.
Öncelikle bugün burada anlatılacaklarla ilgili biraz bilgi rica edelim...
Enzo Sorrentino: Türkiye pazarında Rockwell olarak gelişip ismimizi duyurmaya çalışıyoruz; birçok konuda da faaliyetimiz var. Bugün de bu faaliyetlerimizden biri olan enerji izleme sistemiyle ilgili olarak bilgi vermeye çalışacağız. Pazarda Rockwell dışında rakiplerimizin de ürünleri var. Bizim enerji izleme sistemimizde sahada kullanılan markanın bizim açımızdan hiçbir önemi yok. Halihazırda kullanılan markaların hiçbir önemi olmadan müşterimizin istediği detaylar doğrultusunda; (bu yağ oranı olabilir, hava, enerjiyle ilgili her nokta) bunların hepsinin sahadan, halihazırda kullanılan sistemden çekilerek bizim power monitor diye adlandırdığımız ürün ve software’imizle beraber değerlendirilip müşteriye sunulmasını sağlıyoruz.

Bu yapımız, sizin mevcut sisteminizin tepesinde duran, bu bilgileri toplayan ve bunların akabinde size kullandığınız enerjinin kalitesini, karbon salınımını ve bahsettiğimiz birçok birimi, değerleri size sunabilen bir yapı. Size kullandığınız elektriği, doğal gazı ya da diğer konuların benzer faturalarını çıkarıyorlar. Bunu gölge fatura diye adlandırıyoruz. Bu faturayla sizin, devlete ya da hizmet aldığınız kuruma ödediğiniz faturanın doğru olup olmadığını kontrol etme şansınız olabiliyor. Yaşar K. Haberveren: Böyle konularda birçok örnekler yaşanmış dünyada. Hakikaten faturalarda hatalar olmuş ve devlet bu hataları geri ödemiş. Sonuçta amacımız fabrikalara böyle bir yapıyı sunabilmek. Biraz önce de bahsettiği gibi, bakım bölümünden örnek vermek gerekirse, bakım bölümü bir makinede olması gerekenden fazla bir enerji harcaması varsa bunu makinenin bakım zamanının geldiğine dair bir bilgi olarak algılayıp gerekli müdahaleleri yapabilir.

Enzo Sorrentino: Bu bizim açımızdan da özellikle Rockwell müşterisi olmayan firmalara bir giriş anahtarı. Çünkü sahasında kullanılan ürünlerin ne olduğunun bizim açımızdan hiçbir önemi yok. Rockwell olarak müşteriye nasıl çalıştığımızı, software’lerimizin ne kadar basit bir şekilde sisteminize adapte olabildiğini göstermemiz için büyük bir şans. Bu adaptasyon sonucunda getirilerinin ne olduğunu müşteri ayırt etmeksizin herkese gösterebiliyoruz ve bunu sadece ürün ve software olarak ya da isteğe göre anahtar teslim olarak da sağlayabiliyoruz. Yani komple her şeyini; mühendisliğiyle, ürünüyle, yapısıyla gelip burada programlamasıyla birlikte sunuyoruz. Yanlış anlaşılmasın; karışık bir program olduğundan değil. Biz hep müşterilere şunu tavsiye ediyoruz: 1-2 makinenin ya da 1-2 yapının oluşturulmasında biz gelelim sizinle beraber çalışalım, akabinde siz devam edin. Zaten her dakika bizim orada onlarla çalışmamız çok makul ve normal bir şey değil. Ama en azından 2-3 makinede müşterimizi rahat hissettirmek adına ve özellikle Rockwell’e uzak olan müşterimizde bu tür tavsiyelerde bulunuyoruz ki en kolay çalışma yöntemimiz de bu şekilde oluyor. Sonuç itibarıyla bakarsak da bizim açımızdan Rockwell’in ne kadar kolay bir yöntemle bu mühendisliği geliştirdiğini göstermemiz için çok güzel bir yol.

Yaşar K. Haberveren: Rockwell’in o konuda inanılmaz bir müşteri portföyü var. Şu an burada kağıt, lastik, demir-çelik, kimya, çimento sektörlerinden arkadaşlarımız var. Hemen hemen her sektörde varız. Rockwell’in en sevdiği ve en çok üzerine düştüğü kısım proses kısmı. Proses kısmı bizim vazgeçilmez noktamız. Her firmanın kendini anlatan kelimeler var, bizi anlatan kelime “son kullanıcı”. Biz son kullanıcı firmasıyız.

Şöyle bir örnek veriyorum müşterilerimize: PLC5 diye bir ürünümüz var. Biliyorsunuz PLC kelimesinin üreticisi Rockwell ve 15 sene boyunca da isim hakkı bizdeydi. Yaklaşık 30 seneden fazladır PLC5 ürünümüz üretilmeye devam ediyor. Bu workshop’ta bu ürünü kullanan müşterilerimizden bazıları da var. 30 yıllık ürünü kullanıyorlar ve çok memnunlar. Biz değiştirin dememize rağmen de değiştirme niyetinde değiller. 30 yıldır aynı ürünle hizmet vermek, destek vermek şu an pazarda açıkçası başka bir rakibimizin yapamadığı bir iş. Bu anlamda Rockwell, tamamen son kullanıcı odaklı ve son kullanıcının ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuş bir firma.

Avrupa pazarıyla Türkiye pazarını karşılaştırabilir misiniz? Türkiye’yi nasıl görüyorsunuz?
Enzo Sorrentino: Burada müşteriyle satışçı arasında çok ciddi bir bağ var. Bir İtalyan olarak İtalya’da buna benzer yapıları görüyorum ama Kuzey Avrupa’da böyle şeyler görmek çok mümkün değil. Türkiye’de başarılı olmak isteyen her firmanın burada mutlaka yerleşik iyi bir organizasyonu olması gerekiyor. Sadece otomasyon sektörü değil pazara girmek isteyen her firmanın burada güzel bir organizasyonu bulunmalı. Son kullanıcı ve müteahhit için çok iyi bir pazar burası. Rockwell Otomasyon olarak amacımız, projelerin başından itibaeren içinde olup gerçekten bir partner olarak özellikle müteahhit firmalarla çalışmak. Hem son kullanıcı hem müteahhit kanalı için projenin en başından Rockwell’in artılarını göstermek istiyoruz.

2011 rakamlarına göre Rockwell ofislerinden, Türkiye ofisinin sıralamadaki yeri hakkında neler söyleyeceksiniz?
Yaşar K. Haberveren: Geçen yıl Türkiye EMEA bölgesinde, ciro artışında birinciydi.

Enzo Sorrentino: Türkiye’de inanılmaz bir büyümemiz var. Sadece Rockwell için değil diğer firmalar için de böyle bir büyüme olduğunu düşünüyorum.

Gerard O’Connell: Türkiye’de pek çok şirketin faaliyet gösterdiğini görüyoruz. Şu an Türkiye’ye çok fazla yatırım yapılıyor.

EMEA sorumlusu olarak bugünkü etkinlik ile ilgili sizden de bir değerlendirme alabilir miyiz?
Gerard O’Connell: Burada hem software olarak hem ürün olarak sunduklarımızı tanıtmak için bulunuyoruz. Herkesin üzerine çok dikkat ettiği enerji maliyetleri ve tabii bunun birebir etkilediği kâr artık göz önünde ve herkes ona dikkat ediyor. Bugünkü amaçlardan bir tanesi de bunu gösterebilmek. Sürdürülebilirlik, karbon salınımı gibi konuların hepsinin tartışılması gerekiyor.

Bu sistem sayesinde ne miktarda bir tasarruftan bahsediyoruz?
Gerard O’Connell: Öncelikle sadece izleyerek %5 ila %12 arasında bir tasarruf sağlayabiliyorsunuz. Yönetebilmeniz için önce görmeniz, bilmeniz gerekiyor. Bununla beraber prosesinizi optimize etme şansına da sahip oluyorsunuz. Hava kullanımı olsun, adam sayısı olarak ihtiyacınızı belirlemek olsun, sistem bunların hepsini sergileyebiliyor. Örneğin su kulelerinde böyle bir çalışma yapıldı; 100,00 euro’luk bir tasarruf ve yapılan tasarrufun 8 ayda geri dönüşü sağlandı. Başka bir müşteride hava kompresörlerinde bir çalışma yapıldı.

Bu çalışmada hava yönetimini ve 2 yıla yakın bir sürede bu yatırımın geri dönüşünü sağladık. Pik değerler varsa bu pik değerlerin altında kalmanızı da sağlamış oluyorsunuz; enerjinizin temizliği anlamında da bu çok önemli.

Dolayısıyla bu cezaları ödememiş oluyorsunuz; bu da yine fabrikalar için önemli bir konu. Bugün gelen kişilerin sayısı da zaten buna olan ilginin büyüklüğünü gösteriyor.

Yaşar K. Haberveren: Global birçok firma dünyada karbon salınımı ve enerji tüketimini takip ediyor ve önem veriyorlar. Birçok global firma Türkiye’de de faaliyet gösteriyor. Lokal firmalar da aynı şekilde buna ilgi gösteriyor. Herkesin önem verdiği bir konu; ülkeden bağımsız olarak global firmalar bu konulara çok eğiliyorlar. Yaptığımız sistemle bir yönetici, web üzerinden dünya üzerindeki tüm fabrikalarına ulaşıp, hangi fabrikanın nasıl bir enerji harcadığını görebiliyor. Dolayısıyla bence herkesin uygulayıp görmesi gerekiyor.

Rockwell kendi karbon salınımının ne kadar olduğunu açıklıyor mu?
Gerard O’Connell: Rockwell’de enerji tüketimine bakıp onu karbon ayak izinize çeviren bir enerji yönetimi sistemi var. Milwaukee’deki merkez ofisimizdeki sistem hem enerji tasarrufu sağlıyor hem de karbon ayak izimizi ortaya koyuyor. Yani evet, açıklıyoruz.

Enzo Sorrentino: Yeşil bir şirket olmak çok önemli. Örneğin biz Rockwell çalışanlarının belli bir karbondioksit emisyonunun üstünde arabalar kullanması bile yasak.

SON SAYI PDF
kapak.png