Başa Dön

SICK Güvenlik Sistemleri Bölüm Müdürü Arda Akçoru: “Sensör konusunda SICK son noktayı koyuyor”

Röportaj: İpek Portakal / Fotoğraf: Garo Miloşyan

SICK yedi ana ürün grubu altında faaliyet gösteriyor. Hedeflediği sektörler ise fabrika otomasyonu, proses otomasyonu ve lojistik otomasyonu olmak üzere üç ana kısım altında toplanıyor. Dünyada sayılı güvenlik sensörü üreticilerinden biri olduklarını vurgulayan Bölüm Müdürü Arda Akçoru "Bu alanda SICK Avrupa’da bir numara" diyor.

SICK 65 yıldır pazarda faaliyet gösteren, konusunda dünya çapında bir üretici. 2004 yılından beri de Türkiye ofisi ile faaliyet gösteriyor. Öncelikle bize SICK´in Türkiye’deki yapılanma sürecinden bahseder misiniz?
SICK, 1994 yılından 2004 yılına kadar Onur Mühendislik firması çatısı altında temsil edilen bir şirketti. Türkiye’deki distribütörlüğünü Onur Mühendislik gerçekleştiriyordu. 2004 yılında SICK Türkiye’ye gelme kararı aldı. Sıfırdan bir organizasyonla başlamak yerine var olan organizasyonu, Onur Mühendislik’i satın aldılar. Bu şekilde 2004’te SICK markası kendi ismi ile pazara girmiş oldu. Biz de tüm organizasyon yapımız ile SICK Türkiye olduk. Türkiyede’ki yapılanmamızda merkez ofisimizin yanı sıra bölge bayilerimiz mevcut. Ayrıca her bölgede çalışan home ofis arkadaşlarımız var. Yapılanmamız bu şekilde.

Fabrika, lojistik ve proses otomasyonu konularında dünyanın önde gelen üreticilerinden SICK. Ürün gruplarınızı ana başlıklar halinde tanıttıktan sonra hedef pazarlarınızdan bahseder misiniz?
Ana olarak yedi ürün grubu altında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bunlardan ilki, endüstriyel sensörler. Bu bölümümüzde; endüktif, kapasitif, optik sensörleri kapsayan, geniş bir ürün yelpazesine sahibiz. Bu ürün grubuna ait ürün kataloğumuz 1614 sayfalık bir katalog. Buradan da ne kadar geniş bir ürün yelpazesine sahip olduğu görülebilmektedir. İkinci bölümümüz ise, endüstriyel güvenlik sistemleri bölümümüz. Ben de firmada bu bölümün sorululuğunu gerçekleştiriyorum. Burada makinelerin insanlara zarar vermesine engelleyecek ekipmanların satışını gerçekleştiriyoruz. Bu alanda SICK Avrupa’da bir numara. Bunun da sebebi aslında SICK’in firma tarihinden geliyor. Firmamızın kurucusu olan Dr. Erwin SICK ilk güvenlik bariyerini bulmuş olan kişi. Bu sebeple bu noktada ki tecrübemiz çok uzun senelere dayanıyor.

Üçüncü bölümümüz SICK TR’ye yeni katılan bir bölümümüz. Daha önce farklı bir firmanın temsilciliği altında devam eden bu bölümümüzün, 3 senedir SICK Türkiye çatısı altında satışını gerçekleştiriyoruz. Proses otomasyonu olarak adlandırılan bu bölümümüzde; baca gazı ölçüm sistemleri, analizörler ve tünel sensörleri gibi ürünlerin satışını gerçekleştirmekteyiz. Dördüncü bölümümüz otomatik tanıma ve barkod sistemleri bölümümüz. Burada da barkod okuyucular, RFID sistemleri ve lazer ölçü sistemlerinin satışını gerçekleştiriyoruz. Diğer bir bölümümüz ise mesafe ölçüm ve ileri teknoloji sensörler. Altıncı bölümümüz hareket kontrol ve enkoderler. Son bölümümüz ise seviye ve sıcaklık kontrol ürünlerin satıldığı bölümümüz. Bu bölümde de basınç sensörlerinin, sıcaklık elemanlarının ve seviye sensörlerinin satışını gerçekleştiriyoruz. Hedeflediğimiz sektörleri de özetleyecek olursak üç ana kısımdan bahsedebiliriz. Fabrika otomasyonu, proses otomasyonu ve lojistik otomasyonu. Bu üç ana sektörde de çalışmalarımız hızlı bir şekilde devam etmektedir.

SICK´in kullandığı sensör üretim teknolojileri nelerdir? Türkiye ileri teknolojili zeki sensör kullanımı konusunda kendini nerede konumlandırabilir?
SICK olarak, Ar-Ge’ye çok önem veren bir firmayız. Dünya ciromuzun yüzde 10’undan fazlasını Ar-Ge faaliyetlerine ayırıyoruz. Bu nedenle de sürekli yeni ürünleri piyasaya sürüyoruz. Bizim burada bir sloganımız var; sensör zekası diye, bunun ardında da bir nokta var. Bu nokta bizim için önemli. Bunun anlamı da sensör konusunda SICK son noktayı koyuyor demek. Bu gerçekten iddalı bir slogan ancak gerçeklere dayanıyor. Sensörlerin, algılama ekipmanlarının bu bahsedilen zekaya sahip olmaları, uygulamalarda başarılı olmaları ve çözüm sunmaları bizim için çok önemli. Bunun gerçekleştirilebilmesini de içlerinde bulunan çok özel entegreler sağlıyor . SICK tarafından bu entegreler sürekli geliştiriliyor ve yenileniyor. Sensörlere böylelikle bu zeka adapte edilmiş oluyor. Her sene müşterilerimizden gelen talepler neticesinde oluşan onlarca yeni ürünü piyasaya sürüyoruz. Ürün yelpazemiz çok geniş. Sürekli gelişim içerisindeyiz.

Makinelerin sürekli artan ihtiyaçları sensör üreticilerini bir arayışa itiyor. Bu ürünler endüstriyel uygulamalardan tüketici ürünlerine kadar oldukça büyük bir pazar oluşturuyor. İhtiyaca uygun sensör seçimi için kullanıcılara neler öneriyorsunuz?
Bu işin olmazsa olmazı üründür. Fakat ürün sadece tek başına yeterli değildir. Bu nedenle SICK’in önerisi şu: Kendi sektörlerini bilen, uygulamalarını bilen ve bu uygulamalarla birlikte bunu uzmanlaşmış bir kadroyla kendilerine sunabilecek firmalarla çalışmalarını tavsiye ediyoruz. Ürünün yanı sıra çok önemli mühendislik çalışmaları var. Ürün çok iyi ve kaliteli olabilir. Ancak yanlış uygulama için yanlış ürün seçilirse sistem çalışmaz ve problemler yaratır. Bizim için önemli olan konusunda uzman, endüstriyi bilen, ürün odağından çıkıp endüstri odağına kayan bir firma olmak. SICK genel merkez Almanya’da ve Türkiye’de bu yapılanma içerisinde. Bu yapılanmalar çözüm merkezleri olarak adlandırılıyor. Her sektörle alakalı bir grup oluşturuldu. Ve bu grupta çalışanlar sektördeki problemleri, uygulamaları araştırıyorlar. Hali hazırda pek çok uygulamada pek çok ürünümüz var. Ancak bunları nasıl daha iyi hale getiririz diye sürekli beyin fırtınası içerisindeler. Buradan gelen bilgilerle , Ar-Ge bölümümüzdeki bilgi birikimi harmanlanıp sektöre ve çözüme odaklı ürünler çıkartıyoruz. Ürünün haricinde müşterilerimize ekstra faydalar sağlamış oluyoruz. Ürünü ve sektörü bildiğimiz için müşterilerimizin problemlerini ortadan kaldırılacak sistemler geliştiriyoruz. Ürün her yerden alınabilir, ancak önemli olan sonrasında destek alabilmek.

Müşterilerimize destek olmak ilk amacımız. Sadece ürün ve teknik destek değil, birçok noktada müşterilerimize destek olmaya çalışıyoruz. Örnek olarak dövizdeki dalgalanmalardan müşterilerimiz etkilenmesin diye biz Türkiye organizasyonu olarak Türk Lirası ile satışlarımızı gerçekleştiriyoruz. Sene başında çıkan listeler sene sonuna kadar geçerliliğini koruyor.

Yeni nesil güvenlik röleniz hakkında neler söyleyeceksiniz?
Flexisoft ismi ile çıkardığımız bir ürün grubumuz. Yaklaşık üç yıldır pazarda bulunuyor. Pazarın ihtiyaçlarına göre dizayn edilmiş bir ürün. Bu konuya odaklandıktan sonra en iyi ürünü çıkarmak için pazar araştırmalarımızı tamamladık ve Flexisoft isimli rölemizi çıkardık. Aslında ürün röleden çok programlanabilir güvenli bir PLC. Standart rölelerle yapamadığınızı, rölenin yetmediği ya da çok fazla kullanılması gereken yerlerde bu tarz bir PLC’ye geçiş yapılabilir. Bu rölenin en önemli özelliklerinden bir tanesi ücretsiz bir yazılıma sahip olması. Müşterilerimiz bu yazılımı internetten üye olmasalar bile indirebiliyorlar. Böylece "kendim yapabilir miyim yapamaz mıyım" gibi endişelerini ortadan kaldırmış oluyoruz. Ürün ellerinde olmasa bile kendilerine istedikleri şekilde çalışma imkanı sunuyoruz. Ürün 8 giriş, 4 çıkışlık modüllerle genişleyebilme imkanına sahip, max 144 I/O sayısına ulaşabilen bir ürün. Bu da gerçekten güvenlik konseptinde bakıldığında yüksek giriş çıkış sayıları demek oluyor. Bu büyük bir avantaj. Makineniz küçük ise tek modülle, makineniz büyük ise beş-altı tane modülle sisteminizi gerçekleştirebiliyorsunuz. Esnek bir ürün. Birçok müşterimizden kullandıklarının en iyisi olduğunu ve teşekkürlerini belirten telefonlar aldık.SICK şu anda, otomatik tanımlama sistemleri konusunda portföyünde tüm teknolojileri – barkod, 2D ve RFID – barındıran ender tedarikçilerden. Bu konularda Türkiye ofisi olarak ne tür Ar-Ge çalışmaları yapıyorsunuz?
Tek boyutlu barkod, İki boyutlu barkod ve RFID okumanın hepsinin bir arada bir firmada bulunması gerçekten zor bir iş. SICK iyi yatırımlar yaparak bunu sağlıyor. Farklı teknolojiler herkesin gözünü korkutabiliyor. Doğru uygulamaya doğru ürün vermek çok önemli. Bazı uygulamalarda barkod, bazı uygulamalarda RFID uygulamaya çözüm olabiliyor. Ancak müşterilerimizde zaman zaman şöyle bir korku oluşabiliyor: "Bu uygulamada barkod kullanıyoruz; ileride RFID kullanacağız. Bunların hepsini sisteme problemsiz bir şekilde nasıl adapte edebiliriz?” SICK bu noktada da boş durması ve IDPro konseptini geliştirdi. Bu sistemler farklı sistemler olmasına karşın aynı bağlantıları kullanıyor, aynı software ile programlanabiliyorlar. Çok farklı noktalarda iki teknoloji olmasına rağmen biz bunu SICK olarak sağladık. Çok daha kısa zamanda, az maliyetle bir sistemden diğerine geçiş yapabiliyorsunuz veya iki sistemi bir arada kullanabiliyorsunuz.

Bu noktada Türkiye ofisi olarak Uygulama ve Teknik Eğitim Merkezimizi yani UTEM’i kurduk. Burada birçok ürünümüzün adapte edildiği bir konveyör sistemimiz mevcut. Amacımız; müşterilerimize bu eğitim merkezimizde seminerler ve eğitimler vererek, uygulamalarının gerçek ortamda çözümlerini kendilerine gösterebilmek. Bu gerçekten çok ciddi yatırım gerektiren bir merkezdi. Ancak SICK Türkiye olarak müşterilerilerimize fayda sağlayacağını düşündüğümüz için hiç düşünmeden bu yatırımı yaptık. 2012 yılında buradan müşterilerimize çok faydalı bilgiler vereceğiz.

‘Yeni Makine Direktifi ve Standartlar’ konusunda bilgi verir misiniz? Eski ve yeni makine direktifi arasındaki farklar ile güvenlik konseptinin oluşturulması konusunda SICK olarak neler yapıyorsunuz?
Yeni makine direktifi 2006 yılında onaylandı. 2010 yılı itibari ile de yeni direktife geçildi ve makineler bu direktife uygun üretilmek zorundalar. Türkiye’de makine üretimi ciddi boyutta. Makine sektörü önemli bir sektör. Bu noktada da makinecilerimizin özellikle Avrupa pazarına makine yollayabilmeleri için CE işaretlerini makinelerine vurup bu pasaport ile birlikte makinelerini yurtdışına göndermeleri gerekmekte. Makine direktifi onlar için bu anlamda bir anayasa. Biz de müşterilerimize destek verebilmek için bu konuda seminerler düzenliyor, eğitimler veriyoruz. Bu konuda neler yapmaları gerektiği ile ilgili danışmanlık hizmeti veriyoruz. Gerçekten dikkat edilmesi gereken , firma üreticilerini yasal olarak bağlayan bir konu. Çünkü makineleri ile ilgili bir kaza meydana geldiğinde sorumlu makine üreticisi oluyor. Burada doğru şekilde güvenlik alıp, makinenin hızını ve verimliliğini düşürmeden doğru ürünü kullanmak çok önemli. Biz de bu noktada danışmanlık hizmetlerimiz ile müşterilerimize yardımcı oluyoruz.

Birçok makine üreticisi güvenlik ürünü kullanıyor. Ürünün doğru yerde doğru şekilde kullanılması çok önemli. Makinenizde bir güvenlik bariyeri kullandınız. Siz güvenlik bariyerine girdiniz, makineniz istenen şartlarda istenen yerde duruyor mu? Bu birçok firma tarafından göz ardı edilen ancak atlanmaması gereken bir konu. Makine de bir güvenlik bariyeri kullanılıyor olması demek onun güvenli olduğu anlamına maalesef gelmiyor. Bunu şu şekilde bir örnekle açıklamaya çalışayım. Bir aracın yağmurlu havada daha düşük fren mesafesine sahip olabilmesi için kışlık lastik kullanması geremektedir. Siz yaz lastiği ile aynı ortamda fren yaparsanız tabi ki fren mesafeniz daha uzun olacaktır. Aynı şekilde bir makinede de güvenlik cihazı kullandınız ancak makineniz gerçekten istediğiniz zaman, kaza oluşmadan tepki verip durabiliyor mu?

Bu gerçekte önemli ve cevap verilmesi gereken bir soru. Burada SICK Türkiye olarak yurtdışında almış olduğumuz eğitimler ve sertifikalar sonrasında 3 senedir duruş zamanı ölçümü isminde bir servis hizmetini müşterilerimize sunuyoruz. Makineniz ne kadar zaman içerisinde durabiliyor, kullanılan ekipmanlar doğru ekipmanlar mı, bu ekipmanlarla doğru duruş zamanı yakalanıyor mu? Bu soruların cevaplarını müşterilerimize veriyoruz ve bir rapor halinde onlara sunuyoruz.

Makinenin üzerine de gerekli hesaplamaları yaptıktan sonra makine duruş zamanını ve güvenlik mesafesini içeren etiketler yapıştırıyoruz. Böylelikle makineye gelen, inceleyen her kişi makinenin güvenlik mesafesinin ne olduğunu ve kaç milisaniye içerisinde durduğunu görebiliyor. Bence sektöre en büyük katkılarımızdan bir taneside; güvenli makine kılavuzu isimli kitapçığımız. Bu kitapçıkta bir makine altı adımda nasıl güvenli hale getirilir bunun ipuçlarını veriyoruz. Makinecilere başucu kitabı olabilecek bir kitap bu. Makine direktifi ile ilgili herşeyi bu kitapçığa sığdırmak tabi ki mümkün değil ancak temel ve önemli bilgilerin hepsi bu kitapçıkta mevcut. Müşterilerimiz bu kitapçığı elektronik ortamda ya da basılı halde bizden ücretsiz olarak temin edebilirler.

Satış ve pazarlama stratejilerinizden bahseder misiniz? Bayi seçiminde dikkate aldığınız kriterler nelerdir?
Bayilik sistemi bizim için çok önemli. Bayilerimizle uzun yıllardır beraber çalışıyoruz. Endüstrinin olduğu her noktada kendi bayi ağımızı oluşturduk. Standart satış yapan firmalara bayi gözü ile bakmıyoruz. Bizim için önemli olan bayilerimizin müşterilerin ihtiyaçlarına optimum çözümler sunabilecek ve bunları uygulayabilecek firmalar olmalarıdır. Markamızın kalitesini ve uygun çözümlerini birleştirebilecek, sürekliliği olan firmalar bizim için çok önemli. Bir bayi ile çalışmaya başladığımızda uzun yıllar çalışmayı sürdürüyoruz. Şu anda 10 bayimiz var ve en yenisi ile 2 yıldır beraber çalışıyoruz.

SICK´in önümüzdeki dönem büyüme ve yatırım hedefleri neler? Ön plana çıkarmayı düşündüğünüz ürün gruplarınız ve yenilikleriniz olacak mı? 2011 yılını değerlendirir misiniz?
Her yıl yeni ürünler piyasaya sürüyoruz ve bu yeni ürünleri müşterilerimize yaptığımız seminerler, eğitimler ve maillerle bildiriyoruz. 2012 yılında da pazarın ihtiyaçlarını karşılayacak yeni ürünlerimiz gelecek. 2011 yılı bizim için çok güzel geçti. Rakamsal ve stratejik hedeflerimizi tutturduk. 2012 yılının da aynı şekilde geçeceğini öngörüyoruz. Bu sene ağırlık vereceğimiz konuların başında da eğitim geliyor. İlk 6 ay için eğitim takvimi oluşturuyoruz. Eğitim takvimimiz Ocak ayı sonunda hazır olacak . Müşterilerimiz hangi eğitimi hangi tarihler arasında alabileceklerini bu takvimden takip edebilecekler.

SON SAYI PDF
kapak.png